avustralya açık sonrasında küçük turnuvalar yavan geldiği için içimden birşey yazmak gelmiyordu birkaç gündür. işte tam bu sırada marsel yaptı yine yapacağını :)
atp 500 rotterdam turnuvasına elemelerden katıldı marsel. eleme ilk turda ispanyol atp 126 no ispanyol ivan navarro’yu 6-2 6-2, ikinci turda da fransız atp 149 no edouard roger-vasselin’i 6-3 1-6 6-3 mağlup ederek ana tabloya çıktı. ana tabloda ilk tur rakibi atp 47 no ispanyol guillermo garcia lopez oldu.
ve bugün oynanan ilk tur maçında marsel lopez'i 6-1 6-4 yenerek bir kez daha ikinci tura yükselmeyi başardı. ana tabloya çıkarak 20 puan kazanan marsel, ilk tur galibiyetiyle 45 puan daha kazanarak toplam puanını 65'e çıkardı bu turnuvada şimdilik.. marsel atp sıralamasında 380 puanla 138. sıradaydı rotterdam öncesinde. şu ana dek aldığı 65 puanla 445 puan ve 125'lerde bir yeri garantiledi. daha da ötesi var. eğer bir maç daha kazanırsa 45 puan daha alıp 490 puana ulaşacak. bu da 111 gibi bir yer demek. şu an 100 numaranın puanı 532. ilk 100 hedefine çok az kaldı resmen. bir maç daha kazanması 80'lerde bir yere getirir marsel'i. tabi kolay değil bu dediklerim. ikinci turda mikhail youzhny/andrey golubev maçının galibiyle oynayacak. youzhny dünya 20 numarası ve turnuvanın 2007 yılı şampiyonu. onu geçebilirse bir sonraki turda muhtemel rakibi daha önce yenildiği monfils olabilir. yolu kolay değil.. ama imkansız da değil.. bu gidişle beklenenden çok daha önce ilk 100'e girecek marsel.
çok yakın bir zamanda ilk 50 için puan hesapları yapıyor olabiliriz...
09 Şubat 2010 Salı
02 Şubat 2010 Salı
who is your favourite?
atp, teklerde ve çiftlerde, 2009 yılının favori oyuncularını belirlemek için bir oylama başlatmış. favori oyuncularınız için oy kullanabilirsiniz.
http://www.atpworldtour.com/Fans/Fan-Favorite/Fan-Favourite.aspx
teklerde benim tahminim (milli duyguları dikkate almadan) :
federer % 35
nadal % 28
djokovic %8
murray %7
del potro %6
roddick %6
diğer %10
http://www.atpworldtour.com/Fans/Fan-Favorite/Fan-Favourite.aspx
teklerde benim tahminim (milli duyguları dikkate almadan) :
federer % 35
nadal % 28
djokovic %8
murray %7
del potro %6
roddick %6
diğer %10
Etiketler:
atp
yeni bir rekora doğru..
federer'in kırdığı rekorlar bini aştı. yenileri de yolda..
bugüne kadar tam 268 hafta boyunca dünyanın bir numarası oldu federer. bu konuda rekor 286 haftayla pete sampras' ait. ikinci ise 270 haftayla ivan lendl. federer şimdiden lendl'ı geçmeyi garantilemiş durumda. sampras'ı yakalaması için 18 haftaya ihtiyacı var. bu da haziran başına denk geliyor. federer'in geçen yıl avustralya açık sonrası haziran ayına kadar kazandığı puanlar toplamı 4170. iki numaradaki djokovic'in aynı dönemde kazandığı puan 3180. federer'le djokovic arasındaki puan farkı şu an itibariyle 3040. bu dönemdeki en belirleyici turnuva roland garros. geçen sene federer roland garros'u kazanıp 2000 puan kazanmıştı. djokovic ise üçüncü turda elenip 90 puan alabilmişti. iki oyuncunun standardını düşünürsek, bu yıl federer ilk turlarda elenir, djokovic de şampiyon olursa ancak kapanır aradaki fark. yani büyük ihtimalle kapanmaz..ve muhtemelen haziran başında federer, rekorlarına bir yenisini daha eklemiş olur..
bugüne kadar tam 268 hafta boyunca dünyanın bir numarası oldu federer. bu konuda rekor 286 haftayla pete sampras' ait. ikinci ise 270 haftayla ivan lendl. federer şimdiden lendl'ı geçmeyi garantilemiş durumda. sampras'ı yakalaması için 18 haftaya ihtiyacı var. bu da haziran başına denk geliyor. federer'in geçen yıl avustralya açık sonrası haziran ayına kadar kazandığı puanlar toplamı 4170. iki numaradaki djokovic'in aynı dönemde kazandığı puan 3180. federer'le djokovic arasındaki puan farkı şu an itibariyle 3040. bu dönemdeki en belirleyici turnuva roland garros. geçen sene federer roland garros'u kazanıp 2000 puan kazanmıştı. djokovic ise üçüncü turda elenip 90 puan alabilmişti. iki oyuncunun standardını düşünürsek, bu yıl federer ilk turlarda elenir, djokovic de şampiyon olursa ancak kapanır aradaki fark. yani büyük ihtimalle kapanmaz..ve muhtemelen haziran başında federer, rekorlarına bir yenisini daha eklemiş olur..
Etiketler:
novak djokovic,
roger federer
avustralya açık sonrası inenler çıkanlar...
tabii ki nadal'la başlıyorum. rafa geçen yıl şampiyon olduğu avustralya açıkta bu yıl çeyrek finalde murray'ye yenilerek elendi. kaybettiği 1640 puan onun iki basamak birden gerileyerek dört numara olmasına sebep oldu. üstelik dizindeki sakatlığı yeniden nüksettiği için bir süre daha (en az dört hafta) puan kaybetmeye devam edecek gibi görünüyor. roland garros'ta onu ilk dört dışında görebiliriz.
bir numaradaki yerini koruyan federer'in ardından yeni iki numara, bir basamak yükselen djokovic oldu. federer'le aralarındaki puan farkı 3040. avustralya açık finalisti murray ise yeniden üç numara.
ilk onda yeri değişenlerden bir diğeri tsonga ondu, dokuz oldu. geçen yılın efsane yarı finalisti verdasco üç basamak gerileyip 12 numara olurken, yeni top ten 10 numaradaki marin cilic oldu.
milli gururumuz marsel ise en çok basamak atlayan oyunculardan birisi oldu. 17 basamak birden yükselerek kariyer rekoru olan 137 numaraya yerleşti. bu yıl ilk 100 hayal değil artık.
kadınlarda serena bir numaradaki yerini sağlamlaştırdı. safina ikinci sıradaki yerini korudu ama serena'yla arasındaki puan farkının 2700'lere gelmesine engel olamadı. wozniacki bir basamak yükselerek üç numarada kariyer rekorunu yaptı. venus bir basamak yükselip kuznetsova'nın ardında yer aldı ve ilk beşe geri döndü. azarenka, kankası wozniacki gibi bir basamak yükseldi ve altı numara oldu. henüz ikinci turda juju'ya yenilen elena iki basamak gerileyip yedi numara oldu. çeyrek finalde venus'ü yenmeyi başaran na li, yedi basamak birden yükselip on numara olurken, kariyerinde ilk defa top ten oyuncusu olmuş oldu.
avustralya'da final oynayıp 1200 puan kazanan juju ise, dönüşünden beri sadece iki turnuva oynadığı için sıralamada yer almadı. aldığı puanlarla ilk 50'ye girmeyi garantileyen juju'nun sıralamaya girebilmesi için bir turnuva daha oynaması gerekiyor.
bir numaradaki yerini koruyan federer'in ardından yeni iki numara, bir basamak yükselen djokovic oldu. federer'le aralarındaki puan farkı 3040. avustralya açık finalisti murray ise yeniden üç numara.
ilk onda yeri değişenlerden bir diğeri tsonga ondu, dokuz oldu. geçen yılın efsane yarı finalisti verdasco üç basamak gerileyip 12 numara olurken, yeni top ten 10 numaradaki marin cilic oldu.
milli gururumuz marsel ise en çok basamak atlayan oyunculardan birisi oldu. 17 basamak birden yükselerek kariyer rekoru olan 137 numaraya yerleşti. bu yıl ilk 100 hayal değil artık.
kadınlarda serena bir numaradaki yerini sağlamlaştırdı. safina ikinci sıradaki yerini korudu ama serena'yla arasındaki puan farkının 2700'lere gelmesine engel olamadı. wozniacki bir basamak yükselerek üç numarada kariyer rekorunu yaptı. venus bir basamak yükselip kuznetsova'nın ardında yer aldı ve ilk beşe geri döndü. azarenka, kankası wozniacki gibi bir basamak yükseldi ve altı numara oldu. henüz ikinci turda juju'ya yenilen elena iki basamak gerileyip yedi numara oldu. çeyrek finalde venus'ü yenmeyi başaran na li, yedi basamak birden yükselip on numara olurken, kariyerinde ilk defa top ten oyuncusu olmuş oldu.
avustralya'da final oynayıp 1200 puan kazanan juju ise, dönüşünden beri sadece iki turnuva oynadığı için sıralamada yer almadı. aldığı puanlarla ilk 50'ye girmeyi garantileyen juju'nun sıralamaya girebilmesi için bir turnuva daha oynaması gerekiyor.
Etiketler:
atp,
australian open,
wta
01 Şubat 2010 Pazartesi
anket sonuçları..
avustralya açık şerefine düzenlenen anket sonuçlarımıza bir bakalım:
1. avustralya açıkta bu yıl sürpriz isim kim olur?
kullanılan oy sayısı : 39
en çok oy alan ilk 3 :
marin cilic 19 oy (%48)
diğer 8 oy (%20)
ernest gulbis 4 oy (%10)
marin cilic'in, kariyerinin ilk grand slam yarı finaline çıktığı turnuvanın sürpriz ismi olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.. aferin bize, doğru tercih..
2. avustralya açık kadınlar şampiyonu kim olur?
kullanılan oy sayısı : 41
en çok oy alan ilk 4 :
serena williams 10 oy (%24)
venus williams 10 oy (%24)
kim clijsters 9 oy (%21)
justine henin 8 oy (%19)
venus'ün serena kadar oy almasına şaşırdığımı itiraf etmeliyim. venus'ten hala umudu olanlar var anlaşılan. şahsen ben kendisine dair tüm umutlarımı 2009 yılı ile birlikte tüketmiş bulunmaktayım. serena'nın farklı birinci olmasını beklerdim ama duygular mantığın önünü kesmiş belli ki. clijsters'ın 3.turda elenmesine rağmen nerdeyse serena kadar oy almış olması, bloğun şampiyonluk için 1 numaralı favorisi olduğunu gösteriyor. henin ise finale kalarak yaptığı atakla oy sıralamasında yaklaştı diğerlerine.
3. avustralya açık erkekler şampiyonu kim olur?
kullanılan oy sayısı : 46
en çok oy alan ilk 4 :
roger federer 21 oy (%45)
rafael nadal 11 oy (%23)
novak djokovic 8 oy (%17)
blog oylarında açık ara önde olan federer, gerçekten de açık ara şampiyon olarak bizi haklı çıkardı. tüm federerseverleri tebrik ediyorum. final oynayan murray'nin sadece 1 oyla altıncı olması da çok manidar!! kupa seramonisindeki doğal ve sevimli hali sempati toplamasına sebep oldu. umarım bundan sonra antipatik davranışlarıyla sil baştan olmaz.
genel olarak üç ankette de başarılı sonuçlar ortaya çıktı. katılan herkese teşekkür ediyor, katılmayanlara da canınız sağolsun diyorum.
1. avustralya açıkta bu yıl sürpriz isim kim olur?
kullanılan oy sayısı : 39
en çok oy alan ilk 3 :
marin cilic 19 oy (%48)
diğer 8 oy (%20)
ernest gulbis 4 oy (%10)
marin cilic'in, kariyerinin ilk grand slam yarı finaline çıktığı turnuvanın sürpriz ismi olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.. aferin bize, doğru tercih..
2. avustralya açık kadınlar şampiyonu kim olur?
kullanılan oy sayısı : 41
en çok oy alan ilk 4 :
serena williams 10 oy (%24)
venus williams 10 oy (%24)
kim clijsters 9 oy (%21)
justine henin 8 oy (%19)
venus'ün serena kadar oy almasına şaşırdığımı itiraf etmeliyim. venus'ten hala umudu olanlar var anlaşılan. şahsen ben kendisine dair tüm umutlarımı 2009 yılı ile birlikte tüketmiş bulunmaktayım. serena'nın farklı birinci olmasını beklerdim ama duygular mantığın önünü kesmiş belli ki. clijsters'ın 3.turda elenmesine rağmen nerdeyse serena kadar oy almış olması, bloğun şampiyonluk için 1 numaralı favorisi olduğunu gösteriyor. henin ise finale kalarak yaptığı atakla oy sıralamasında yaklaştı diğerlerine.
3. avustralya açık erkekler şampiyonu kim olur?
kullanılan oy sayısı : 46
en çok oy alan ilk 4 :
roger federer 21 oy (%45)
rafael nadal 11 oy (%23)
novak djokovic 8 oy (%17)
blog oylarında açık ara önde olan federer, gerçekten de açık ara şampiyon olarak bizi haklı çıkardı. tüm federerseverleri tebrik ediyorum. final oynayan murray'nin sadece 1 oyla altıncı olması da çok manidar!! kupa seramonisindeki doğal ve sevimli hali sempati toplamasına sebep oldu. umarım bundan sonra antipatik davranışlarıyla sil baştan olmaz.
genel olarak üç ankette de başarılı sonuçlar ortaya çıktı. katılan herkese teşekkür ediyor, katılmayanlara da canınız sağolsun diyorum.
31 Ocak 2010 Pazar
finalden kareler..
"andy'ye sempati duymaya başladığım an"
"senin için bu kadar üzüleceğimi hiç tahmin etmezdim andy"
"iki oyuncunun da gülümsediği, günün en güzel fotoğrafı"
"baba-oğul"
Etiketler:
australian open
"I can cry like Roger; it's just a shame I can't play like him."
2009 avustralya açık finaline damgasını vurmuştu federer'in kupa töreninde ağlarken söylediği sözler :
"god,it's killing me"
2004 yılında bir numara olduğu erkekler turunu uzun bir süre domine etmişti federer. 2008 yılı başından itibaren dominasyonunun etkisi azalmaya başladı. bunun sebebi hem nadal, djokovic, murray gibi genç yeteneklerin kendisi için artık birer tehdit haline gelmiş olması, hem de kendi performansında düşüş olmasıydı. roland garros'ta 2005 yılından 2008 yılına kadar dört yıl üstüste nadal'a kaybetmesi çok göze batmamıştı çünkü toprak favori kortu değildi ve kaybettiği oyuncu toprağın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biriydi. ama 2008 yılında önce avustralya'da djokovic'e, ardından da en iyi olduğu kortta, wimbledon'da nadal'a kaybetmesi işleri değiştirdi. 2006 ve 2007 yıllarını grand slamlerde 3 şampiyonluk ve bir finalle kapatan federer 2008 yılında 1 şampiyonluk, 2 final ve bir yarı finalle yetinmek zorunda kalmıştı. artık federer döneminin bitmekte olduğu söylentileri ayyuka çıkıyordu. bir numarada kalmak için mücadele etmek zorunda olduğu oyuncular kendisinden 6-7 yaş daha gençti ve başarıya, şampiyonluğa aç oyunculardı. nitekim 2008 amerika açık öncesinde bir numarayı nadal'a kaptırmıştı bile. tekrar bir numara olup olamayacağı konuşuluyor, pek de ihtimal verilmiyordu.
derken 2009 yılına girildi. yılın ilk grand slaminde federer yine finaldeydi ama karşısında artık ezeli rakibi haline gelen nadal vardı. artık tenisin yeni bir numarası olan nadal, wimbledon'dan sonra ikinci kez favori olmadığı kortta federer'i yenerek şampiyon oldu. nadal bu şampiyonlukla federer'in, pete sampras'a ait 14 grand slam şampiyonluğu rekorunu egale etmesine de engel oluyordu. ödül töreni çok dramatikti. federer mikrofonu eline aldığında kendini tutamayıp ağlamaya başlamış ve ağzından yazının başında bahsettiğim, tarihe geçen sözler dökülmüştü. o günden sonra federer'in bir daha eskisi gibi olamayacağı, onu seven sevmeyen herkesin ortak görüşü haline gelmişti.
aradan tam bir yıl geçti. bu süre zarfında federer daha önce kazanmayı başaramadığı roland garros'u kazanarak kariyer slam'ini tamamladı. ardından wimbledon'da altıncı şampiyonluğa ulaşırken toplamda 15 grand slam şampiyonluğu ile sampras'ın rekorunu kırdı. 2008 amerika açık öncesinde kaybettiği bir numarayı, tam bir yıl sonra, 2009 amerika açık öncesinde geri aldı nadal'dan.
ve işte bugün, federer'in ağlayarak konuşmaya çalıştığı o ödül töreninden tam bir yıl sonra, yine bir ödül töreninde, yine gözyaşları arasında konuşmaya çalışan bir oyuncu vardı aynı kortta.
"I can cry like Roger; it's just a shame I can't play like him."
sözleriyle tarihe geçen bu defa andy murray oldu. kariyerinin ikinci slam finalinde yine federer'e kaybetmişti. bugüne dek gülüşüne bile pek tanık olamadığımız bu soğuk ve pek de sevilmeyen ingilizin ağladığını görmek herkesi şaşırttı, aynı zamanda da sempati kazanmasına sebep oldu. kimbilir belki ilerleyen yıllarda onun şampiyonluğunu konu alan bir yazıda tekrar bahsederiz bugünkü gözyaşlarından.

bugünün şampiyonu federer ise avustralya'da oynadığı oyunla, eski günlerine döndüğünü göstermiş oldu. özellikle çeyrek finaldeki davydenko maçının 2.setiyle başlayan, tsonga ve murray maçlarıyla devam eden performansı çok üst düzeydi. bugün oynadığı 224. grand slam maçında 197. galibiyetini aldı ve 16.şampiyonluğunu elde etti. ranking puanını 11350'ye çıkararak bir numaradaki yerini biraz daha sağlamlaştırdı. kırdığı onca rekordan sonra sampras'ın 286 haftalık bir numarada olma rekoruna da çok yaklaşmış oldu. muhtemelen haziran ayında bu rekoru da kırmış olacak.

son bir yıl içinde başardıklarından sonra artık eminim ki (sağlık problemi olmadıkça) en az 2-3 yıl daha tenisin zirvesinde göreceğiz federer'i. onun eşsiz forehand'ini, nadal ve murray gibi rakipleri sayesinde geliştirdiği backhand'ini, kritik anlardaki inanılmaz vuruşlarını, benzersiz oyun zekasını, kısacası Roger Federer'i izleme şansına sahip olacağız bir süre daha. yeni rekorlar kırmaya, kırdıklarını geliştirmeye devam edecek. onu bu denli motive eden her neyse artık, şampiyonluklar kazandırmaya devam edecek ona. tenis tarihinin en iyisi olduğunu çoktan ispatlamış olan bu efsane, bir gün tenise veda ederken ardında, kendinden sonrakilerin başardıklarını tekrar etmek için cesaret bile bulamayacakları bir kariyer bırakmış olacak.
"god,it's killing me"
2004 yılında bir numara olduğu erkekler turunu uzun bir süre domine etmişti federer. 2008 yılı başından itibaren dominasyonunun etkisi azalmaya başladı. bunun sebebi hem nadal, djokovic, murray gibi genç yeteneklerin kendisi için artık birer tehdit haline gelmiş olması, hem de kendi performansında düşüş olmasıydı. roland garros'ta 2005 yılından 2008 yılına kadar dört yıl üstüste nadal'a kaybetmesi çok göze batmamıştı çünkü toprak favori kortu değildi ve kaybettiği oyuncu toprağın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biriydi. ama 2008 yılında önce avustralya'da djokovic'e, ardından da en iyi olduğu kortta, wimbledon'da nadal'a kaybetmesi işleri değiştirdi. 2006 ve 2007 yıllarını grand slamlerde 3 şampiyonluk ve bir finalle kapatan federer 2008 yılında 1 şampiyonluk, 2 final ve bir yarı finalle yetinmek zorunda kalmıştı. artık federer döneminin bitmekte olduğu söylentileri ayyuka çıkıyordu. bir numarada kalmak için mücadele etmek zorunda olduğu oyuncular kendisinden 6-7 yaş daha gençti ve başarıya, şampiyonluğa aç oyunculardı. nitekim 2008 amerika açık öncesinde bir numarayı nadal'a kaptırmıştı bile. tekrar bir numara olup olamayacağı konuşuluyor, pek de ihtimal verilmiyordu.
derken 2009 yılına girildi. yılın ilk grand slaminde federer yine finaldeydi ama karşısında artık ezeli rakibi haline gelen nadal vardı. artık tenisin yeni bir numarası olan nadal, wimbledon'dan sonra ikinci kez favori olmadığı kortta federer'i yenerek şampiyon oldu. nadal bu şampiyonlukla federer'in, pete sampras'a ait 14 grand slam şampiyonluğu rekorunu egale etmesine de engel oluyordu. ödül töreni çok dramatikti. federer mikrofonu eline aldığında kendini tutamayıp ağlamaya başlamış ve ağzından yazının başında bahsettiğim, tarihe geçen sözler dökülmüştü. o günden sonra federer'in bir daha eskisi gibi olamayacağı, onu seven sevmeyen herkesin ortak görüşü haline gelmişti.
aradan tam bir yıl geçti. bu süre zarfında federer daha önce kazanmayı başaramadığı roland garros'u kazanarak kariyer slam'ini tamamladı. ardından wimbledon'da altıncı şampiyonluğa ulaşırken toplamda 15 grand slam şampiyonluğu ile sampras'ın rekorunu kırdı. 2008 amerika açık öncesinde kaybettiği bir numarayı, tam bir yıl sonra, 2009 amerika açık öncesinde geri aldı nadal'dan.
ve işte bugün, federer'in ağlayarak konuşmaya çalıştığı o ödül töreninden tam bir yıl sonra, yine bir ödül töreninde, yine gözyaşları arasında konuşmaya çalışan bir oyuncu vardı aynı kortta.
"I can cry like Roger; it's just a shame I can't play like him."
sözleriyle tarihe geçen bu defa andy murray oldu. kariyerinin ikinci slam finalinde yine federer'e kaybetmişti. bugüne dek gülüşüne bile pek tanık olamadığımız bu soğuk ve pek de sevilmeyen ingilizin ağladığını görmek herkesi şaşırttı, aynı zamanda da sempati kazanmasına sebep oldu. kimbilir belki ilerleyen yıllarda onun şampiyonluğunu konu alan bir yazıda tekrar bahsederiz bugünkü gözyaşlarından.

bugünün şampiyonu federer ise avustralya'da oynadığı oyunla, eski günlerine döndüğünü göstermiş oldu. özellikle çeyrek finaldeki davydenko maçının 2.setiyle başlayan, tsonga ve murray maçlarıyla devam eden performansı çok üst düzeydi. bugün oynadığı 224. grand slam maçında 197. galibiyetini aldı ve 16.şampiyonluğunu elde etti. ranking puanını 11350'ye çıkararak bir numaradaki yerini biraz daha sağlamlaştırdı. kırdığı onca rekordan sonra sampras'ın 286 haftalık bir numarada olma rekoruna da çok yaklaşmış oldu. muhtemelen haziran ayında bu rekoru da kırmış olacak.

son bir yıl içinde başardıklarından sonra artık eminim ki (sağlık problemi olmadıkça) en az 2-3 yıl daha tenisin zirvesinde göreceğiz federer'i. onun eşsiz forehand'ini, nadal ve murray gibi rakipleri sayesinde geliştirdiği backhand'ini, kritik anlardaki inanılmaz vuruşlarını, benzersiz oyun zekasını, kısacası Roger Federer'i izleme şansına sahip olacağız bir süre daha. yeni rekorlar kırmaya, kırdıklarını geliştirmeye devam edecek. onu bu denli motive eden her neyse artık, şampiyonluklar kazandırmaya devam edecek ona. tenis tarihinin en iyisi olduğunu çoktan ispatlamış olan bu efsane, bir gün tenise veda ederken ardında, kendinden sonrakilerin başardıklarını tekrar etmek için cesaret bile bulamayacakları bir kariyer bırakmış olacak.
Etiketler:
andy murray,
australian open,
roger federer
wait britain...this is not your time...
bugün oynanan avustralya açık 2010 erkekler finalinde isviçreli roger federer, britanyalı andy murray'i 63 64 76 yenerek 16.grand slam şampiyonluğunu kazandı. 74 yıldır grand slam şampiyonluğu bekleyen britanyalılar bunun için biraz daha beklemek zorunda. umutlarının yeşermesine sebep olan andy murray 22 yaşında. kariyerinin ikinci grand slam finaline çıktı bugün ve ilkinde olduğu gibi yine federer'e karşı kaybetti. federer ilk grand slam şampiyonluğunu 22 yaşında kazanmıştı. yani andy için de geç sayılmaz. mutlaka yeni fırsatlar yakalayacaktır. kendisinin de söylediği gibi..bugün değil belki ama bir gün mutlaka...
Etiketler:
andy murray,
australian open,
roger federer
27 Ocak 2010 Çarşamba
made in china..
hiç olmamış şey oldu.. bir grand slam yarı finalinde iki tane nur topu gibi çinlimiz oldu..avustralya açıkta dün kirilenko'yu yenen jie zheng'den sonra bugün de venus'ü yenen na li yarı finale çıktı.
kim derdi ki turnuvadan önce, avustralya açık yarı finalinde serena, justine olacak, jie zheng'le na li de onlara eşlik edecek? sayısal lotoyu tutturmaktan bile daha zor ya :)
yarın yarı finaller oynanacak. serena na li ile, justine jie zheng ile maç yapacak.
allah esirgeye de, çinlilerin finali olmaya...
kim derdi ki turnuvadan önce, avustralya açık yarı finalinde serena, justine olacak, jie zheng'le na li de onlara eşlik edecek? sayısal lotoyu tutturmaktan bile daha zor ya :)
yarın yarı finaller oynanacak. serena na li ile, justine jie zheng ile maç yapacak.
allah esirgeye de, çinlilerin finali olmaya...
Etiketler:
australian open
grand slam man...
başka bir açıklaması yok bu işin. bu adam grand slamlerde bambaşka bir havaya bürünüyor. nasıl oluyor da nerdeyse her seferinde bu işi başarıyor anlamıyorum. şimdi düşünün.. bir maç oynanıyor. taraflardan birisi ilk seti rakibine göz açtırmadan (sonradan öğrendik ki aslında göz açtırmayan biraz da güneşmiş!!) 6-2 alıyor. sonra ikinci sette de servis kırarak 3-1 öne geçiyor. hatta 4-1 olmasına sebep olacak iki servis kırma puanı elde ediyor. tam bu anda elektrik kesiliyor. 40-45 dakika sonra elektrik geldiğinde merakla maçtaki skora bakıyorsunuz. bıraktığınızda setlerde 1-0, ikinci sette 3-1 önde olup 4-1 yapmak üzere olan adam seti 6-3 kaybetmiş. bu yetmemiş üçüncü seti 6-0 kaybetmiş. o da yetmemiş dördüncü sette servis kırdırıp 2-0 yenik duruma düşmüş. şimdi eğer durum böyle olsaydı, yani gerçekten elektrik kesilseydi veya maçın o bölümünü bir şekilde izleyememiş olsaydım, hemen sebep araştırmaya başlardım. acaba maça bu kadar hızlı başlayan oyuncu sakatlanmış mıdır? midesine, bacağına kramp mı girmiştir? ya da tam o anda çok sevdiği bir yakınının ölüm haberi mi çalınmıştır kulağına tribünden? bunlardan birisi olmalıdır ki durum o halden bu hale gelsin değil mi? değil işte..yok öyle birşey.. maçı kesintisiz izledim. yani maçı alıp götürmekte olan oyuncunun, birdenbire 13 oyun üstüste kaybedip, maçı kaybedişine tanık oldum. bu saydığım sebeplerden hiçbirisi olmadı. ama ne oldu da böyle oldu onu da bilmiyorum. bu adam böyle işte..her seferinde bir şey yapıyor. işler böyle birdenbire değişiveriyor. hani şans desem değil, her seferinde şansla olur mu? büyücü müdür nedir? yok, o da olmaz. e ne peki? bilen varsa söylesin. böyle yapa yapa adam 23 kez üstüste grand slam yarı finaline çıktı. bu sıralamada ikinci sırada olan kimdir ve rekoru kaçtır? sanırım ivan lendl ve rekoru da 10. söylenecek kelime var mı? 23 kez üstüste demek ne demek? 24 olsa 6 yıl demek. yani 6 yıldır bu adam hiç mi sakatlanıp arada bir grand slam atlamaz? hadi sakatlanmadı diyelim..hiç mi boş bulunup yarı finale kadar bir kerecik yenilivermez? yenilmemiş işte. bu 6 yılın son dört yılında en büyük belalısı olan nadal'ın dizindeki problemden dolayı kariyeri bitti mi, yoksa devam edebilecek mi konusu kaçıncı keredir gündemi meşgul ediyor? nadal'ın kaybettiği kesinleşen iki numara koltuğuna oturmak üzere olan djokovic, daha bu genç yaşında, kaçıncı keredir rahatsızlanıp maç kaybediyor? lafın arasında günün ikinci çeyrek finalinden de bahsetmiş olduk . djokovic, 2008 avustralya açık finalinin rövanşında tsonga'ya 3-2 kaybetti ve elendi bugün. neyse konuya dönelim.. geleceğin bir numarası denen kale gibi sağlam del potro, biraz da sakatlığının etkisiyle elenmedi mi avustralya'da. örnekleri artırmak mümkün ama gereksiz. hem başarıda istikrarı sağlayabildiği, hem olmaz denen şeyleri defalarca yapabildiği, hem de bunları yaparken sağlıklı kalmayı başarabildiği için işte, tarihin en iyisi bu adam. peşine taktığı insanları, maçlarını izlerken içine düştükleri kasvetli havadan birdenbire masmavi bulutsuz bir bahar havasına uçurabildiği için seviyorum onu izlemeyi. bunu nasıl mı başarıyor? bilmiyorum.. önemli de değil zaten. kendisinin de bildiğini sanmıyorum. payına torpilli tarafından verilmiş yeteneklerini kullanıyor sadece. bize de onu izlemek kalıyor..
Etiketler:
australian open,
roger federer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


