30 Eylül 2009 Çarşamba

3.tur yine olmadı..

marsel bugün thailand open 2.tur maçını oynadı avusturyalı jurgen melzer'le. maalesef amerika açıkta olduğu gibi 3.tura yine çıkamadı. maçı 64 62 'lik skorla 2 sette kaybetti.

ilk sete oldukça iyi başladı marsel. ilk servis yüzdesi rakibine göre çok yüksekti ( %81 - %53) ancak rakibinin servis oyunlarında pek varlık gösteremiyordu. setin sonuna doğru rakibi 5-4 ve servis kırma avantajıyla öndeyken set için servis attı. maçın dönüm noktası da bu oyun oldu. rakibinin servisinde 40-15 öne geçen marsel 2 kere servis kırma puanından yararlanamadı. beraberliğin ardından iki kere daha servis kırma puanı elde etti ama maalesef onlarda da başarılı olamadı. burada kıracağı bir servis durumu 5-5 yapacak ve marsel sete ortak olacaktı ama maalesef olmadı. oyunu alan melzer ilk seti de 64 kazanmış oldu.

ikinci setin başında marselden, daha önceki iki galibiyetinde de maça set kaybederek başladığı için, 3 setlik bir galibiyet bekliyor ve umuyordum. ama bu defa direnci kırılmış olacak ki 2.sette maça tutunamadı marsel ve iki kere servisini kırdırarak seti 62, maçı da 2-0 kaybetti.

marsel burada kazandığı 32 puanla sıralamada 160'lı sıralara yükselerek kariyer rekorunu yapmış olacak. ayrıca ilk turda kazandığı maçla, yendiği en yüksek sıralamalı oyuncu rekorunu da geliştirmiş oldu. (benjamin becker, 40 numara)

marsel'i tebrik ediyor, bundan sonraki turnuvalarda oynadığı tur rekorunu da geliştirmesini gönülden diliyorum.

29 Eylül 2009 Salı

yine yeniden marsel..

amerika açıkta ana tabloda oynayan, bir de üstüne tur atlayan marsel, 2. atp ana tablosunu oynadığı tayland open ilk turunda, dünya sıralamasında 40 numarada yer alan alman benjamin becker'i 46 76 63 skorla 3 sette yenerek 2. tura çıkmayı başardı.
2.turda rakibi avusturyalı dünya 44 numarası jurgen melzer. melzer, becker'e göre biraz daha dişli bir rakip ama marsel de artık dişli :)
hele de 3.turdaki muhtemel rakip amerikalı sam querrey ucube bir sebeple (o koca cüssesine bakmadan oturduğu cam sehpanın kırılıp kolunu kesmesi..) turnuva dışında kalmışken ve bu turu geçmesi neredeyse garanti gibiyken ve de soluğu yarı finalde alabilecekken.. bu maçı kazanmalısın marsel..


bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. çok sevdiğim oyunculardan birisi olan safin, turnuvaya iyi bir başlangıç yaparak 5 numaralı seribaşı philipp petzschner'i 62 36 61'lik setlerle yendi ve 2. tura çıktı. bu yıl tenisi bırakacağını açıklayan safin ne kadar maç oynarsa, onu izlemekten keyif alanlar için o kadar kar. fırsat varken izlemeye devam edin..

rusların son kalesi..

tokyo'da ilk günden bu yana alınan sürpriz sonuçların 1 numaralı kahramanları ruslardı. safina ile başlayan rus kıyımı kuznetsova ile devam etmişti.

bugün oynanan 2.tur maçlarında ruslar yine kötü başladı güne :

kleybanova / zvonareva 36 64 62

rybarikova / petrova 62 62

bondarenko / dementieva 62 67 61

zvonareva, petrova ve dementieva'nın elenmesiyle rusların önemli isimleri arasında bir tek sharapova kalmıştı.

maria sharapova / samantha stosur 60 61

doğrusu bu sonucu kimse beklemiyordu. evet ortada bir maçtı, her iki oyuncu da kazanabilirdi ama son zamanlardaki üst düzey performansı ile stosur biraz daha ağır basıyordu. sharapova büyük oyuncu olduğunu hiç beklenmedik bir şekilde gösterdi yine. stosur karşısında, yeni servis tekniği ve güçlü return'leriyle karşı konulamaz bir sharapova buldu ve ikinci sette durum 5-0 iken iki maç puanını çevirerek iki bagelden kurtulabildi.



bu galibiyetle sharapova, yakın tarihe kadar turnuva yarı final ve finallerini parselleyen rus oyuncuların büyük kısmının dökülmesinin ardından, hem rusların onurunu kurtardı, hem de turnuva organizatörlerinin yüreğine su serpti. düşünün, ilk 10 tenisçiden 9 tanesinin katıldığı turnuvada, henüz çeyrek finale gelindiğinde sadece 7 ve 8 numaradaki jankovic ve azarenka devam ediyor turnuvaya. terrible!!!

aleksandra wozniak / caroline wozniacki 50

bir hayal kırıklığı da wozniacki'den. amerika açık finalisti ve turnuvanın 4 numaralı seribaşı wozniacki, woz'ların mücadelesinde ilk sette 5-0 yenik durumdayken rahatsızlığı nedeniyle maçı bırakmak zorunda kaldı.

bu noktadan sonra bu turnuvayı sharapova kazanmalı.zaten turnuvanın eski şampiyonlarından bir tek o kaldı geriye...

28 Eylül 2009 Pazartesi

tokyoda sürprizler devam ediyor

tokyoda ilk gün alınan sürpriz sonuçlara 2. gün yenileri eklendi:

kal-chen chang / dinara safina 76 46 75
kadınlarda 1 numaradaki yeri sürekli tartışılan dinara safina, sanırım bu tartışmaların da olumsuz etkisiyle kötü gidişatına hız kazandırdı. ana tabloda 1 numaralı seribaşı olan safina ilk turu bye geçmişti. 2.turda elemelerden gelen tayvan'lı chang'a yenilerek geçen yıl kazanmış olduğu turnuvaya henüz 2.turda veda etti. chang sıralamada 132 numarada. en son dünya 1 numarasının top 100 dışında bir oyuncuya yenilme olayına geçen yıl amerika açıkta tanık olmuştuk. o zamanlarda 1 numara olan ana ivanovic 188 numaradaki julie coin'e yenilmişti. ivanovic ve safina.. aynı kaderi paylaşmaya devam ediyorlar.




andrea petkovic / svetlana kuznetsova 75 46 63
safina neyse de kuznetsova'dan bu sürprizi beklemezdim doğrusu. kuznetsova 5 numaralı seribaşıydı ve ilk turu o da bye geçmişti. geçen yılın finalisti olan kuznetsova, tıpkı şampiyonu safina gibi 2.turda turnuvaya veda etti. chang gibi elemelerden gelen petkovic dünya sıralamasında 58 numara.



ilginç olan şu ki ; chang ve petkovic kariyerlerinin ilk top 10 galibiyetini tokyo'da, geçen yılın finalistlerine karşı elde etmiş oldular.

sürprize meydan vermeden yoluna devam edenler de var :

sharapova / schiavone 46 75 61

petrova / sugiyama 60 21

radwanska / makarova 75 63

hantuchova / craybas 63 63

bartoli / cirstea 63 60

marsel & becker

marsel'in tayland open ilk tur rakibi belli oldu, benjamin becker. ihtimaller içerisinde sıralamada en üstte olan rakip çıktı maalesef. amerika açıkta 72 numaradaki christopher rochus'u yenmeyi başarmıştı marsel. bu defa neden 40 numara olmasın?

benjamin becker bana sadece 2006 amerika açıkta agassi'nin tenise veda ettiği maçı hatırlatıyor. sanırım bu yüzden sevemedim kendisini bir türlü. inşallah bu defa işler bizim istediğimiz gibi gider.

marsel becker ile maçını yarın oynayacak.

marsel atp ana tabloda

marsel ilhan bu yıl amerika açık'ta ana tabloya yükselip bir de maç kazandıktan sonra ikinci kez bir atp turnuvasında ana tabloda.

26 eylül - 4 ekim tarihleri arasında bangkok / tayland'da düzenlenen PTT Thailand Open tenis turnuvasına ön elemeden katıldı marsel. ilk maçında tayland'lı Ratiwatana'yı 75 75 ' lik iki setle geçti. eleme 2.tur maçında yine tayland'lı Siributwong'u 62 64 yendi. 3.turda ise almanyadan atp 185 numara Meffert'i 75 63 yenerek ana tabloya çıkmaya hak kazandı.

ana tabloda rakibi henüz belli değil ama 3 tane ihtimal var : Alman Benjamin Becker, Alman Andreas Beck veya elemelerden gelen marselin dışındaki diğer 3 tenisçiden birisi : florian mayer, marco chiudinelli ve edouard roger vasselin. alman oyuncular, benjamin becker 40, andreas beck 42 ve florian mayer 93 numarada. isviçreli chiudinelli 116 ve fransız vasselin de 149 numarada. marsel ise 174 numara. muhtemel rakiplerinin hepsi sıralamada marsel'e göre daha üst sıralarda. almanlardan biri çıkarsa işimiz zor doğrusu, isviçreli ve fransız daha kolay rakip olur marsel için. ana tablo bugün netleşecek ve rakibimiz belli olacak. kim çıkarsa çıksın marsel'e şimdiden bol şans ve başarı diliyorum.

marsel ana tabloya çıkarak şimdiden 5690$ kazanmış durumda. eğer ikinci tura çıkarsa, 9600$ yanında 20 puan kazanmış olacak. hadi marsel, bu puanlara ihtiyacın var, dualarımız seninle..

27 Eylül 2009 Pazar

pan pasific open day 1

tokya'da düzenlenmekte olan toray pan pasific open tenis turnuvası ilk gün tekler maçlarında sürpriz sonuçlar alındı:

luci safarova / ana ivanovic 64 76
ana ivanovic kan kaybetmeye devam ediyor. güçlü servisler üzerine kurulu oyunu, iyi servis atamadığında tutmuyor ve başarılı olamıyor. bu maçta 11 çift hata yapan ve %41 ilk servis yüzdesiyle oynayan ana, yenilgi ve hüzün hanesine bir maç daha ekledi.



roberta vinci / flavia pennetta 61 62
teniste en önemli unsurun istikrar olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. bir tenisçi bir maçta çok iyi oynayabilir, dünya bir numarasını bile yenebilir, ama büyük oyuncu olabilmek için iyi oyununu tüm maçlarına yayabilmesi gerekir. pennetta tam da bu kritik noktada bana göre. ilk 10'a girdi sıralamada belki ama orada kalabilmesi için bugünkü gibi ilk tur mağlubiyetleri almaması gerekir.



gisela dulko / agnes szavay 63 60
bu herkes için sürpriz bir sonuç olmayabilir ama benim için öyle. geçen yıl ilk defa bir maçını izlediğim szavay, o maçta gördüğüm müthiş istikrarlı backhand'lerle benim yeni ilk 10 adayım olmuştu. ama maalesef beklediğim gibi olmadı. bir maçla yıldız olunamayacağını bir kez de szavay göstermiş oldu. gerçi ondan hala umutluyum, bir gün beni haklı çıkarabilir. umutla bekliyorum.

goodbye sugiyama

bir önceki postta da bahsettiğim gibi japon ai sugiyama, bu hafta kendi ülkesinde düzenlenen tokyo toray pan pasific open turnuvası ile tenise veda ediyor.

34 yaşındaki sugiyama 17 yıllık başarılı tenis kariyeri boyunca teklerde 8, çiftlerde 1 numaraya kadar yükselmiş, arka arkaya 62 defa grand slam ana tablosunda oynamak gibi önemli bir başarıya sahip bir tenisçi. dün tokyo'da turnuva açılışında onun vedası ile ilgili bir tören düzenlendi. oldukça duygusal dakikalara sahne olan tören sırasında sugiyama'nın çiftlerde partneri ve aynı zamanda yakın arkadaşları olan daniela hantuchova ve katarina srebotnik gözyaşlarının hakim olduğu birer konuşma yaptılar.



hantuchova sugiyama'ya kortta ve kort dışındaki arkadaşlığı için gözyaşları arasında teşekkür ederken, ondan hem bir tenis oyuncusu hem de insan olarak çok şey öğrendiğini söyledi.



sugiyama ise tenisin kendisine çok şey kazandırdığını, bu sayede bir çok insanla tanıştığını söyledi. tenisin kendisine kazandırdıklarını bundan sonra tenis veya başka bir spor ile uğraşarak geri ödeyeceğini belirtti.

törende hantuchova ve srebotnik yanında safina, dementieva, schiavone de yer aldılar.

26 Eylül 2009 Cumartesi

hantuchova & sugiyama

son yıllarda alışmıştık daniela hantuchova ve ai sugiyama'yı birlikte double oynarken görmeye. fiziksel görüntüleri açısından çok farklı olsalar da çok iyi partner olmuştu bu ikili.

hantuchova 26 yaşında, 1.81 cm boyunda ve dünya sıralamasında 21 numarada. sugiyama ise 34 yaşında, 1.63 cm boyunda ve sıralamada 86 numarada. bu ikili birlikte 3 wta şampiyonluğu ve 2 grand slam finali yaşadılar.

sugiyama'nın geçen hafta tenisi bırakacağını açıklamasının ardından double partnerini kaybedecek olan hantuchova şunları söyledi:

"tokyo'da birlikte son turnuvamızı oynuyoruz. bu gerçekten çok üzücü ama son turnuvasında onunla birlikte oynamaktan da çok mutluyum. ai ile çok güzel şeyler yaşadık ve çok iyi arkadaştık, onun ayrılışını görmek çok üzücü. o mükemmel bir insan, tenis dünyası onu çok özleyecek, tabii ben de öyle. onun gibi birisini bulmak çok zor. gelecek yıl belki bazı double maçlar oynarım ama daha çok single maçlarıma odaklanacağım. zaten bu kadar çok double oynamamın sebebi, ai ile çok iyi arkadaş olmamız ve birlikte çok eğlenmemizdi"

gerçekten de sıcakkanlı ve güleryüzlü sugiyama tenis dünyasında çok sevilen bir isimdi. tenis sonrası hayatında mutlu olur umarım.

hantuchova'nın da teklerde kendisinden hep beklenen ama bir türlü ulaşamadığı noktaya gelebilmesi için artık belki de son şansı.

25 Eylül 2009 Cuma

nalbandian aralıkta dönüyor..

eski dünya 3 numarası ve 2002 wimbledon finalisti arjantinli david nalbandian sakatlığı nedeniyle uzun zamandır yoktu ortalarda. nalbandian mayıs ayında geçirdiği cerrahi müdahaleden sonra aralık ayında Buenos Aires'te düzenlenecek özel bir turnuva ile tenise dönmeyi planlıyor. toprak kortta düzenlenecek olan turnuvaya nalbandian'ın yanısıra fernando gonzalez, carlos moya, marat safin, juan monaco ve marcos baghdatis de katılıyor.

nalbandian'ın atp turnuvalarına dönüşü ise ocak ayında syndey ve arkasından avustralya açık ile olacak. her ne kadar del potro arjantin'in yeni bir numarası olsa da nalbandian'ın da daha yapacağı çok şey var.

kim & kids

kim ve genç oyuncular..
24 eylül 2009
tessenderlo, belçika

federer out from tokyo & shanghai

roger federer, ekim ayı için turnuva takviminde yer alan tokyo ve shanghai turnuvalarından çekildiğini açıkladı. federer, tokyo ve shanghai'ın dünyadaki en favori şehirleri arasında yer aldığını ancak takımı ve doktorları ile yaptıkları görüşmeler neticesinde her iki turnuvadan da çekilmeye karar verdiğini söyledi. federer bu zor kararı alma sebebinin, yoğun ve yorucu geçen yılın ardından vücuduna biraz dinlenme fırsatı vermek istemesi olduğunu ifade etti.

bu durumda federer kendi evi basel'de 2-11 kasım tarihleri arasında oynanacak turnuvaya değin kortlardan uzak kalacak.

24 Eylül 2009 Perşembe

reminder...

who is your favourite tennis player?
you can vote..

clijsters:

“It doesn’t really matter all that much to me, I’m sure she will produce great tennis.”

(about henin's comeback)

clijsters'ın 2010 takvimi

amerika açık şampiyonu kim clijsters, 2010 yılı turnuva takvimini açıkladı. kim, 2010 yılında 4 grand slam de dahil olmak üzere toplam 16 turnuva oynayacak.

tenise verdiği 2 yıllık arada çocuk sahibi olan ve ağustos ayında tekrar kortlara dönen clijsters, katıldığı 3.turnuva olan amerika açıkta şampiyon olarak çok başarılı bir geri dönüş gerçekleştirmiş ve 1980'den bu yana grand slam kazanan ilk anne oyuncu olmuştu.

kim'in 2010 takvimini hazırlarken dikkate aldığı en önemli konu, bir aile olarak turnuvalara devam edebilmeleri oldu. aynı sebeple, anne olmadan önce katıldığı birçok turnuvayı programına almayan clijsters, bu sebeple 2010 yılı içerisinde 1 numaraya yükselebilme ihtimalini oldukça zora sokmuş görünüyor. bu konuda, 1 numaraya yükselmek gibi bir hedefi olmadığını, grand slam turnuvalarının kendisi için daha önemli olduğunu söylüyor.

bu yıl son olarak lüksemburg'da bir turnuvaya katılacak olan clijsters ayrıca şubat ayında polonya'da ülkesi adına fed cup takımında yer almayı planlıyor.

we are swiss...

federer'den... davis cup eleme turu maçları sonrası...

23 Eylül 2009 Çarşamba

2010 Davis Cup Drawsheet

2010 yılı Davis Cup World Group eşleşmeleri şöyle oldu :

SPAIN v SWITZERLAND

GERMANY v FRANCE

RUSSIA v INDIA

ARGENTINA v SWEDEN

ECUADOR v CROATIA

SERBIA v USA

CHILE v ISRAEL

BELGIUM v CZECH REPUBLIC

ilk tur maçları 5-7 mart 2010 tarihinde oynanacak.

ispanya - isviçre eşleşmesi, ülke takımlarında yer alırlarsa eğer, muhtemel bir federer-nadal karşılaşmasına sebep olabilir.

Kim clijsters @17

Amerika açık’ı kazandıktan sonra sıralamaya 19 numaradan giriş yapan clijsters, geçtiğimiz hafta oynamamasına rağmen, sıralamada kendisine yakın tenisçilerin geçen yıldan gelen puanlarını koruyamamaları nedeniyle 2 basamak yükselerek 17 numaraya yerleşti. Bu gidişle, sezon sonu turnuvasına bile katılabilir :)

nihayet henin...

ha bugün ha yarın derken, beklenen haber geldi en sonunda.
hepimizin dört gözle dönüşünü beklediği justine henin, dün belçika televizyonunda yaptığı açıklamayla profesyonel tenise geri dönüşünün haberini verdi.

kim clijsters'dan sonra henin'in de geri dönüşü ile kadınlar tenisi eski renkli günlerine dönecektir diye düşünüyorum.

henin yaptığı açıklamada, clijsters'ın geri dönüşünün kendisini etkilediğini ama asıl sebebin federer'in roland garros'ta kariyer slam'i yapmış olması olduğunu ifade etti. bilindiği gibi henin tenisi bırakmadan önce avustralya, roland garros ve amerika açık'ı kazanmıştı. tenise geri dönüşündeki en büyük amacı wimbledon'ı kazanmak. 2010 wimbledon'da henin'i izlemek için sabırsızlanıyorum doğrusu...

19 Eylül 2009 Cumartesi

davis cup'da bugün...

davis cup'da finalin adı belli oldu. yarı finalin 2. gününde oynanan çiftler maçlarını kazanan ispanya ve çek cumhuriyeti finale çıktılar.

günün sonuçları:

tomas berdych / radek stepanek(CZE) - marin cilic/lovro zovko(CRO)
61 63 64

feliciano lopez / tommy robredo(ESP) - jonathan erlich / andy ram(ISR)
76 67 64 62

bugün oynanan maçlardan sonra nihai sonuçlar :

ispanya 3 - israil 0
çek cumhuriyeti 3 - hırvatistan 0

final maçları ispanya - çek cumhuriyeti arasında 4-6 aralık 2009 tarihinde oynanacak.

18 Eylül 2009 Cuma

davis cup yarı final ilk gün sonuçları

davis cup yarı final ilk gün maçlarında şu sonuçlar alındı :

ispanya - israil 2-0
david ferrer - harel levy 61 64 63
juan carlos ferrero - dudi sela 64 62 60
ispanya iki tekler maçını da rahatlıkla kazandı. iki eski top 10 oyuncusu olan ferrer ve ferrero, rakiplerine göre hem kalite hem de tecrübe açısından zaten üstündü ve kazandıkları maçlar sonucunda ispanya için finale bir kaldı.





çek cumhuriyeti - hırvatistan 2-0
radek stepanek - ivo karlovic 67 76 76 67 16-14
tomas berdych - marin cilic 63 63 36 46 63
her ikisi de zorlu geçen iki maçı da tahminlerimin aksine çek cumhuriyeti kazandı.hırvatlar genç yetenekleri marin cilic'e ve dev adam ivo karlovic'e güveniyorlardı. her ikisi de elinden geleni yaptıysa da maçlarını kazanamadılar. tecrübeli stepanek ve berdych çek cumhuriyeti'ni finale götürüyorlar.


hingis said;

"I gave a lot to tennis, and tennis gave me a great life"

Hingis @Dance Show


Eski dünya 1 numarası İsviçreli Martina Hingis, İngiltere’de yayınlanan bir televizyon programına katılıyor. Strictly Come Dancing adlı program bir dans yarışması. Spor ve eğlence dünyasından 16 ünlünün katıldığı programda yarışmacılar, profesyonel dans partneriyle birlikte 3 haftalık bir hazırlık aşamasından sonra televizyonda hünerlerini sergiliyorlar.

Daha önce benzer yarışmalara katılan tenis yıldızları da olmuştu. Monica Seles 2008 yılında aynı yarışmanın Dancing With The Stars isimli Amerika versiyonuna katılmış, favoriler arasında gösterilirken 2. haftada elenmişti. Yine Alicia Molik de 2006 yılında yarışmanın Avustralya versiyonuna katılmıştı.

Her ne kadar ben kendisine pek yakıştıramasam da Hingis yaşadığı tecrübeden dolayı gayet mutlu ve heyecanlı olduğunu söylüyor.

Davis cup yarı finalleri

Davis Cup World Group yarı final maçları 18-20 Eylül tarihleri arasında oynanacak. Eşleşmeler şöyle:

İspanya – İsrail

Geçen yılın şampiyonu İspanya, sürpriz bir şekilde Rusya’yı eleyerek gelen İsrail ile karşılaşacak. Maç programı şöyle:

David Ferrer(ESP) – Harel Levy(ISR)
Juan Carlos Ferrero(ESP) – Dudi Sela(ISR)
Feliciano Lopez / Tommy Robredo(ESP) – Jonathan Erlich / Andy Ram(ISR)
David Ferrer(ESP) – Dudi Sela(ISR)
Juan Carlos Ferrero(ESP) – Harel Levy(ISR)

Nadal ve Verdasco’nun sakatlıkları nedeniyle İspanya takımında yer alamamaları İsrail’i umutlandırsa da ben İspanya’nın finale çıkacağını düşünüyorum.

Çek Cumhuriyeti – Hırvatistan

Her iki takım da flaş galibiyetlerle geldiler yarı finale. Çek Cumhuriyeti Arjantin’i, Hırvatistan da Amerika’yı aynı skorla 3-2 yenerek elediler. Bu eşleşme için maç programı şöyle:

Ivo Karlovic(CRO) – Radek Stepanek(CZE)
Marin Cilic(CRO) – Tomas Berdych(CZE)
Roko Karanusic / Lovro Zovko(CRO) – Lukas Dlouhy / Jan Hajek(CZE)
Marin Cilic(CRO) – Radek Stepanek(CZE)
Ivo Karlovic(CRO) – Tomas Berdych(CZE)

Birbirine denk iki takım görüntüsü olsa da genç yetenek Marin Cilic ve dev adam Ivo Karlovic’in yer aldığı Hırvatistan takımının galibiyete biraz daha yakın taraf olduğunu düşünüyorum.

Davis Cup finali kazanan yarıfinalistler arasında 4-6 Aralık 2009 tarihinde oynanacak.

Federer & Del Piero

İsviçre – İtalya Davis Cup play-off maçları için takımı ile birlikte İtalya’ya giden Federer, ünlü İtalyan futbolcu Del Piero ile tanıştı. Del Piero Federer’e üzerlerinde 1 numara / Federer ile 10 numara / Del Piero yazan iki forma ile kokmadığı kokusunda garanti verdiği bir çift ayakkabısını hediye etti.
Tenisi çok seven, yaz döneminde sık sık tenis oynayan ve bulduğu her fırsatta tenis maçlarını takip eden Del Piero uzun zamandır Roger’ın kariyerini takip ettiğini ve onu çok takdir ettiğini söyledi.


Genova’da 18-20 eylül tarihleri arasında oynanacak İsviçre - İtalya Davis Cup play-off maçlarında program şöyle:

18 Eylül
Andreas Seppi(ITA) – Stanislas Wawrinka(SUI)
Simone Bolelli(ITA) – Roger Federer(SUI)

19 Eylül
Fabio Fognini / Potito Starace(ITA) – Roger Federer / Stanislas Wawrinka(SUI)

20 Eylül
Andreas Seppi(ITA) – Roger Federer(SUI)
Simone Bolelli(ITA) – Stanislas Wawrinka(SUI)
Federer'in 3 maçla yer aldığı İsviçre takımı favori olarak gösteriliyor.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Sezon sonu turnuvasına iki isim daha…

27 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında Doha’da gerçekleştirilecek olan Sony Ericsson Championship, sezon sonu turnuvasına daha önce katılmayı garantilemiş olan Dinara Safina ve Serena Williams’a iki isim daha ilave oldu : Elena Dementieva ve Carolina Wozniacki. Dementieva turnuvaya 9. Kez katılırken, wozniacki ilk defa katılacak. Her iki oyuncu da bu yıl 3 turnuva şampiyonluğu elde ettiler.
Konuyla ilgili olarak Dementieva “ sezon sonu turnuvasına katılmak, her yıl sezon başında kendi adıma koyduğum hedeflerden birisidir” derken, ilk defa katılacak olan Woznizcki ise “ her zaman dünyadaki en iyi oyunculardan birisi olabileceğime inandım, sadece bunun bu kadar çabuk olacağını düşünmüyordum. Çok heyecanlıyım “ dedi.
Bilindiği gibi sezon sonu turnuvasına o yıl içinde ilk 8’de yer alan oyuncular ve ilk 4’de yer alan double’lar katılıyor. Bu yıl Doha’da dağıtılacak toplam para ödülü 4.45 milyon dolar.






us open sonrası rankings

us open sona erdi, bugün itibariyle oyuncuların karneleri yenilenmiş oldu. buna göre notunu artıranlar, düşürenler, koruyanlar, ilk on için şöyle :

1 roger federer 11240
2 rafael nadal 8845
3 andy murray 8390
4 novak djokovic 7480
5 juan martin del potro 6825
6 andy roddick 5310
7 jo-wilfried tsonga 3950
8 nikolay davydenko 3535
9 fernando verdasco 3430
10 gilles simon 3090

nadal, del potro ve verdasco birer basamak yükselerek 2 , 5 ve 9 numaraya yerleştiler.
andy murray, andy roddick ve gilles simon birer basamak gerileyerek 3, 6 ve 10 numarada yer aldılar. federer puan kaybetti ama 1 numaradaki yerini korudu.

kadınlarda:

1 dinara safina 9070
2 serena williams 7807
3 venus williams 6645
4 svetlana kuznetsova 6060
5 elena dementieva 6035
6 caroline wozniacki 5850
7 vera zvonareva 5460
8 jelena jankovic 5320
9 victoria azarenka 4592
10 flavia pennetta 3490

ilk 3 sıradaki oyuncular yerlerini korudular. kuznetsova iki adım atarak 4. sıraya yerleşti. dementieva 1 adım gerileyerek 5 numaraya oturdu. final oynayan wozniacki 2 adım atlayarak kariyer rekoru olan 6 numaralı koltuğa oturdu. zvonareva ve azarenka yerlerini korumayı başarırken, 7 ve 9 nolu koltukta yer aldılar. jankovic 3 adım gerileyerek 8 numaraya kondu ve ilk 10'daki en şiddetli düşüşü gerçekleştirmiş oldu. pennetta da 10 numaradaki yerini korudu.

kadınlardaki hareketlilik puanların birbirine yakın olmasının bir sonucu. sırası gelmişken söyleyelim, clijsters sıralaması bile yokken, kazandığı şampiyonluk sonrasında 19 numaradan giriş yaptı. en flaş yükseliş bu olsa gerek.

3 eleme turunu ve ilk turu geçip 2.turda elenen tenisçimiz marsel ilhan ise tam 45 basamak yükselerek 186. sıraya yerleşti. bizim açımızdan en flaş yükseliş de budur...

15 Eylül 2009 Salı

ve del potro şampiyon...

2009 amerika açık tenis turnuvası dün oynanan tek erkekler finali ile sona erdi. final maçında gülen taraf, roger federer'i 5 set sonunda yenmeyi başaran juan martin del potro oldu.
36 76 46 76 62.

maça iyi başlayan ve ilk seti alan taraf federer'di. ikinci sete de servis kırma avantajıyla başlayan federer için işler yolunda gidiyordu. aslında federer kötü servis atıyordu ama del potro'nun oyuna bir türlü konsantre olamamasından dolayı bu durum dezavantaj olmadı federer için. ne zaman ki del potro kendi seviyesinde oynamaya başladı, işte o zaman federer için sıkıntı başladı.
servis kırma avantajı olduğu halde seti bitiremeyen federer, iş tiebreak'e uzayınca seti kaybetti. 3.set yine servis kırma avantajıyla federer'e gitti. 4 sette ilk önce servis kıran del potro olurken federer'de ona cevap verince iş yine tiebreak'e gitti. ve sonra federer için bir tiebreak hezimeti daha.

2.sette servis kırdırmasaydı 3 sette rahatlıkla kazanabileceği bir maçın 5.sete uzaması ve 2 tiebreak kaybetmesi federer'i mental anlamda zora soktu. 5. sette bir türlü toparlanamadı ve hem seti hem de maçı kaybetti.

bu mağlubiyet avustralya açık finalinde nadal'a kaybettiği maç kadar derinden yaralamadı federer'i kuşkusuz. o maçta önünde ulaşmayı çok istediği hatta takıntı haline getirdiği iki hedef vardı : sampras'ın 14 slam rekorunu kırmak ve roland garros'u kazanarak kariyer slam'i yapmak. dünkü maç öncesinde federer her iki hedefine de ulaşmış, ununu elemiş, eleğini asmış, artık bundan sonra uzatmalarda fazladan ne olursa o kardır modundaydı.

Maçta sonuca en çok etki eden nokta, federer’in bir türlü oyuna sokamadığı ilk servisleriydi. Federer standardının çok altında bir ilk servis yüzdesiyle (%50) oynadı bu maçta. Üstüne bir de 11 çift hata yaptı ki bu da pek görülmüş şey değil federer için. Bir önce ki postta federer’in ilk servislerinin çok önemli olduğunu aksi halde işinin zor olacağını söylemiştim. Tam da öyle oldu ve servisini bir türlü düzeltemeyen federer del potroya boyun eğmek zorunda kaldı.
Bu mağlubiyetle federer’in flushing meadows’daki 40 maçlık galibiyet serisi de sona erdi. En son 2003 yılında 4.turda arjantin’li david nalbandian’a yenilen federer, 6 yıl sonra yine bir arjantinli’nin kurbanı olmuş oldu.

Juan martin del potro için de bir çift sözüm olacak. Kendisini çok sever ve yeteneğini çok takdir ederim. Hep söylediğim gibi del potro benim gözümde federer’in veliahtıdır. Dünkü şampiyonlukla bunun tohumlarını atmaya başladı zaten. Umuyorum ki başarısını geniş bir zaman dilimine yayabilir ve şampiyonluklarının devamını getirebilir. Ama bunun için önünde zorlu ve herkesin geçmeyi başaramadığı uzun bir yol var…


14 Eylül 2009 Pazartesi

who will be champion?

2009 amerika açık tenis turnuvası bu akşam oynanacak tek erkekler finali ile sona eriyor. final maçı roger federer ve juan martin del potro arasında oynanacak ve türkiye saati ile 23:00 de başlayacak. federer kazanırsa üst üste 6. şampiyonluğa ulaşırken, del potro kazanırsa ilk grand slam şampiyonluğu olacak. turnuvanın en keyifli maçı olacağını düşünüyorum. bir tarafta uzun zamandır erkekler tenisini domine eden, kırılmadık rekor bırakmayan, tenisin gelmiş geçmiş en iyisi federer, diğer tarafta son zamanların yükselen değeri, genç yetenek ve bana göre federer'den sonra onun tahtına oturacak olan varisi.


federer'i her durumda kiminle oynarsa oynasın destekliyorum. bugün de öyle. ama aynı zamanda bugün işinin zor olacağını da biliyorum. eğer iyi gününde olmazsa, ilk servis yüzdesini yüksek tutamazsa federer işi zora sokar. aynı şey del potro için de geçerli tabi ki. roland garros yarı finalinde olduğu gibi çok setli bir maç olur diye tahmin ediyor, hakeden kazansın, ama hakeden de federer olsun diyorum :)





işte o müthiş vuruş..

federer'e maç sayısını getiren bacak arasından yaptığı o müthiş vuruş...


ve sonunda kim şampiyon..

caroline wozniacki ve kim clijsters arasında oynanan final maçını kazanan clijsters, amerika açık 2009 tek bayanlar şampiyonu oldu. ilk seti çok çekişmeli geçen maçın 2.setinde daha rahat bir oyun ortaya koyan clijsters maçtan 75 63'lük setlerle 2-0 galip ayrıldı. böylece tenise geri döndükten sonra oynadığı 3. turnuvasından grand slam şampiyonluğu ile dönmüş oldu. daha önce de bir amerika açık şampiyonluğu bulunan kim, grand slam sayısını ikiye çıkarmış oldu.

clijsters bu şampiyonlukla hem wildcard'la katıldığı grand slamda şampiyon olurken, hem de dünya sıralamasında ilk 20'ye girmiş oldu.
finalde kaybeden henüz 19 yaşındaki wozniacki için de gelecek oldukça parlak görünüyor.


clijsters şampiyonluğu, tenise ara verdiği sırada doğan kızı jada ile birlikte kutladı.

superman fedex..

günün 2. erkekler yarı final maçında roger federer, novak djokovic'i 76 75 75'lik setlerle 3 sette geçerek finale çıktı. Böylece kadınlardan sonra erkeklerde de finalin adı belli oldu :

roger federer - juan martin del potro

federer - djokovic maçı çok zevkli oyunlara sahne oldu. ama bunların içinde bir tanesi var ki, sanırım uzun yıllar boyunca unutulmayacak ve birçok jenerikte o anı izleyeceğiz.
videosunu daha sonra bulmaya çalışacağım.

doğrusu kendimi çok mutlu hissediyorum. en çok istediğim iki tenisçi finalde. çok keyifli bir final olacağını ve federer'in kazanacağını düşünüyorum.

serzeniş..

amerika açık maçlarını izlerken beni rahatsız eden şeylerden bahsetmek istiyorum:
ilki ballboy'ların kıyafetleri, daha doğrusu kıyafetlerindeki amblemlerin büyüklüğü. tamam reklam, marka falan ama at kadar polo ambleminin insanların gözüne sokulması da hoş değil doğrusu.
ikinci nokta ise yine ballboy'larla ilgili ama bu defa da sorun yaşları. 20-22 yaşındaki tenisçilerin kendilerinin neredeyse iki katı yaşındaki ballboy'lara (belki de ballman demek lazım!!) havlularını fırlatmaları hiç hoş gözükmüyor. merak ettiğim ballboy'lar için bir yaş sınırı yok mu, ya da var da çok mu yüksek acaba? turnuva organizatörlerinin bu konuda birşeyler yapmaları gerekli bence. kelli felli ballboy mu olur ya!!!


13 Eylül 2009 Pazar

3 tavşan :)

günün ilk yarı finalinde juan martin del potro, çok üstün olduğu maçta rafael nadal'ı 62 62 62'lik setlerle 3-0 yenerek ilk finalist oldu.
ikinci yarı final maçı türkiye saatiyle 23.30'dan itibaren federer ve djokovic arasında oynanacak.
darısı federer'in başına..


günün maçları..

normalde tek erkekler final maçının oynanması gereken günün programında, yağmur nedeniyle yaşanan gecikmeler sonucunda, erkekler yarı finalleri ile kadınlar finali var.

günün ilk maçı rafael nadal - juan martin del potro maçı. nadal beklentilerimin ötesinde yarı finale gelmeyi başardı. ama artık karşısında çok güçlü bir rakip var. benim tahminim del potro set kaybetse de maçı kazanacaktır.

ikinci maç roger federer - novak djokovic maçı. her iki oyuncu da form olarak iyi seviyedeler. iki taraf için de zor bir maç olacağı kesin. sonuçta bir tanesi kazanacak ve bence o federer olacak.

son maç clijsters - wozniacki kadınlar finali. günün tahmini en kolay olan maçı. clijsters venus ve serena'yı yendikten sonra wozniacki ile yapacağı formalite maçından sonra gerçek bir peri masalını gerçekleştirecek ve şampiyon olacaktır. eğer şampiyon olursa kim clijsters race singles sıralamasında ilk 20'ye girmeyi başaracak.

kim & justine

kim clijsters bu yıl amerika açık çeyrek finalinde venus'u ve yarı finalinde serena'yı yenerken, 2007 yılında vatandaşı justine henin'in yaptığını yapmış oluyor ve aynı turnuvada williams'ları arka arkaya yenerek turnuva dışında bırakan belçikalı oluyordu. 2007 yılında justine henin williams'lardan sonra finalde svetlana kuznetsova'yı yenerek şampiyon olmuştu. kim clijsters da finalde wozniacki ile oynayacak. ne diyelim, darısı başına...

kim finalde..

bu maç için atılabilecek çok başlık ve yazılabilecek çok şey var. ama ben serena'yı neden sevmediğimin tam da sebebi olan; clijsters maçtan 2 puan uzaktayken attığı servis için "food fault" diye bağıran minyon ve muhtemelen uzakdoğulu çizgi hakemine doğru yürüyüp "seni öldürürüm" demesi, çizgi hakeminin bunu sandalye hakemine şikayet etmesi, serena'nın buna itiraz ederken korta giren görevlileri görünce ceza puanı alacağını anlayıp kortun diğer tarafına geçip clijsters'la tokalaşıp kim'i öylece şaşkın bir halde bırakıp kortu terketmesi ve rakibinin sonuna kadar hakettiği maçın sevincini yaşamasına engel oluşu gibi davranışlarından çok da bahsetmek istemiyorum. söylemek istediğim tek şey, hem oyun hem de çizdiği kişilik profili açısından rakibine göre daha üstün olan kim clijsters finale yükseldi. kendisini başarılı oyunundan ve hanımefendi duruşundan ötürü kutlamak istiyor ve "come on kim" diyorum. "you will be champion"...


12 Eylül 2009 Cumartesi

no rain...


amerika açıkta yağmur günü..
bayanlar yarı final maçları yarına ertelendi. yağmur durursa dün yarım kalan nadal - gonzalez maçı oynanacak, aksi halde o maç da yarına ertelenecek.
böylelikle tam da turnuvanın bitimine yakın, yağmur organizasyona darbe vurmuş oldu. geleneksel ingilizlerin bile yaptığını amerikalıların da yapması gerektiği ortaya çıktı. muhtemelen önümüzdeki yıllarda arthur ashe'in üstünün kapatıldığını görebiliriz.
yoksa bu sorun ördeklerle "no rain" diyerek çözülecek gibi durmuyor!!!

11 Eylül 2009 Cuma

kim? or selena?

amerika açık 2009'da bayanlar yarı final günü..

günün ilk yarı finalinde her ikisi de eski dünya bir numarası ve us open şampiyonu olan kim clijsters ve serena williams karşı karşıya geliyorlar. çok miktarda sürpriz sonucun yaşandığı ve seribaşlarının erken turlarda elendiği bayanlar tarafında bu maç muhtemelen turnuvanın en güzel maçlarından birisi olacaktır. serena williams şu an sıralamada 2. sırada ve en güçlü oyunculardan birisi. clijsters ise tenise verdiği 2 yıllık aradan sonra kaldığı yerden hiç ara vermemiş gibi devam edebilen özel bir yetenek.

maç türkiye saati ile 19.30 da başlayacak.

yarı finalde değil finalde karşı karşıya gelmesi gereken bu ikilinin maçında gülen taraf kim olur :)



del potro yola devam ediyor

dün gündüz seansında oynanan erkekler çeyrek final maçında juan martin del potro, marin cilic'i 3-1 yenerek yarı finale çıkan 3. tenisçi oldu.

marin cilic maça çok hızlı başladı. bir önceki turda murray'i dağıtan cilic, ilk sette del potro'ya da nefes aldırmadı ve ilk seti servis kırarak 6-4 kazandı.

ikinci sete de servis kırarak başlayan cilic, del potro'nun kendine gelmesi ve oyuna ağırlığını koymasının ardından 2. seti 6-3 kaybetti. burada direnci kırılan cilic diğer iki sette de varlık gösteremedi ve del potro ilk setini kaybettiği maçı üst üste 3 set alarak 3-1 kazanmayı başardı.

46 63 62 61

burada üstünde durmak istediğim nokta şu : del potro fiziki anlamda olduğu kadar mental anlamda da çok güçlü bir oyuncu. maçta geride kaldığı zamanlarda bile asla oyunu bırakmıyor. ilk sette cilic karşısındaki o çaresiz görüntüyü veren çok az tenisçi ardından böylesine toparlanıp maçı bambaşka bir noktada tamamlayabilir. marin cilic de hakikaten çok yetenekli bir oyuncu, geleceği çok parlak ama mental anlamda kendini biraz daha geliştirmesi ve oyununa istikrar kazandırması lazım.

her ikisi de 1.98 boyunda ve 21 yaşında olan bu iki yeni yeteneğin arasındaki en büyük fark da bu olsa gerek.


rain delay

bu başlık bu seneye kadar genellikle wimbledon için kullanılırdı. wimbledon'ın merkez kortuna yaptırılan açılır kapanır ve ışıklandırmalı çatı sayesinde bu yıl wimbledon'da yağmuru pek göremedik. bu açığı amerika açık kapatacak gibi görünüyor :) dün akşam seansında başlayan nadal - gonzalez maçı yağmur nedeniyle tamamlanamadı ve ertelenmek zorunda kaldı.



bu arada meteorolojinin yağmur uyarısının ardından, korttaki yağmur suyunu temizlemek üzere getirtilen makinalar ve bunları kullanan görevliler de ilginç bir görüntü oluşturdu.



yarım kalan nadal - gonzalez maçına bugün devam edilecek.

10 Eylül 2009 Perşembe

us open'da 11.günde neler var?

2.haftanın perşembesindeyiz, dolayısıyla maçlar iyiden iyiye azaldı. bugün sadece erkeklerde son yarı finalistleri belirleyecek 2 adet çeyrek final maçı kaldı. (double'ları, junior'ları falan saymıyorum tabii)

ilk maç, juan martin del potro - marin cilic maçı. çok keyifli bir maç olacağını düşünüyorum. her ikisi de çok yetenekli bu iki genç tenisçinin maçında del potro'yu daha şanslı buluyorum. cilic'de kolay lokma olmadığını murray'i eleyerek gösterdi ama muhtemelen del potro 1 set kaybıyla maçı alır.

günün ikinci maçı ise fernando gonzalez - rafael nadal arasında oynanacak. bugüne hatta şu ana kadar rafael nadal'ın çeyrek finalden öteye gidemeyeceğini düşünüyordum. ama nedense birdenbire farklı düşünmeye başladım. nadal'ın bu maçı çok da zorlanmadan kazanacağını düşünüyorum. belki bir set verir ama yarı finalin son biletini kapar.

10.gün doğru / yanlışları...

şu bayanlar tenisi beni iyice sinir etmeye başladı. ya insan bi tutarlı olur, işler bi dengede gider değil mi? dünkü 4 tahminimden 2'si yanlış çıktı, ikisi de bayanlar maçı!!!

bayanlara kızdığım için önce erkeklerden başlıyorum :

günün seyir zevki en yüksek maçında djokovic verdasco'yu yenerek ilk yarı finalist oldu.
76 16 75 62

1 numara federer ile kimselerin sevmediği gariban soderling arasındaki maç biraz gelgitli oldu. maça fırtına gibi başlayan federer resmen tenis dersi verir gibi oynadığı ilk iki seti kazanıp durumu 2-0 yaptı. tam da bu maç 3 sette biter derken soderling biraz kıpırdanmaya başladı, iyi servislerle seti tiebreak'e taşıdı. kesin karar verdim ki bu federer'e rehavete kapılmak yaramıyor. işler çok kolaylaştığında konsantrasyonunu kaybediyor ve kendi kendini baltalamaya başlıyor. tiebreak'te 4-0 öne geçen federer birden nasıl olduğunu kendisi bile anlayamadığı bir şekilde tiebreak ve dolayısıyla 3.seti kaybetti. tıpkı geçen ay tsonga'ya 3.sette 5-2 öndeyken maçı verdiği gibi..4.sette iyi servis atan iki oyuncu da servis kırmayı başaramayınca set yine tiebreak'e uzadı ve bu defa kazanan taraf federer oldu. neyse ki öyle oldu, aksi halde maç 5.sete uzasa federer hiç beklemediği bir yenilgi alabilirdi.
60 63 67 76

bayanlara gelince;
nasıl olur da çeyrek finale kalabildiklerine bir türlü inanamadığım iki oyuncudan wickmayer, "belçikadan sadece kim ve justine çıkmaz, ben de varım" dercesine oynadığı maçta bondarenko'ya nefes aldırmadı ve ilk grand slam yarı finaline ulaştı.
75 64

bayanların son yarı finalistini belirleyecek maçta russian killer oudin'in sinderella masalı sona erdi en sonunda ve wozniacki'ye karşı basit hata rekoru kırdığı maçta yenilmekten kurtulamadı
62 62

tüm bu maçlar sonunda bayanlarda yarı final eşleşmeleri belirlenirken erkeklerde hala beklemekte olan 2 tane yarı final bileti var. onlar da bugün oynanacak maçlar sonucunda sahiplerini bulacak.

9 Eylül 2009 Çarşamba

ey ruh..söyle bize..10.günde neler olur!!!

amerika açık 10.gününde programa baktığımızda, ikinci haftanın ortasına gelmiş olmamızdan dolayı maç sayısının oldukça azaldığını görüyoruz. grand slam'lerin ikinci haftaları hakkaten de biraz hüzünlü geçiyor.

bugün 2 bayanlar ve 2 erkekler çeyrek final mücadelesi var programda. ilk yarı finalistlerin dünkü maçlar sonucunda belirlendiği (serena - kim) bayanlar tarafında diğer iki yarı finalisti belirlemek üzere oynanacak olan maçlar şunlar :

yanina wickmayer - katerina bondarenko
hem aklım hem kalbim bondarenko diyor bu aslında hiç olmaması gereken çeyrek final maçı için. onca seribaşının beceriksizlikleri sonucu elendiği bir turnuvada kala kala bu iki oyuncu kaldı çeyrek finale ve birbirlerine rakip oldular. bari keşke birer birer serena ve clijsters'a rakip olsalardı da oynanacak final maçı gerçek bir finale benzeseydi. neyse söylenecek birşey yok, başa gelen çekilir. bondarenko diyorum çünkü bondarenko 3 hafta önce venüs'ü, geçen hafta da burada ivanovic'i yendi. kariyerinin en büyük iki galibiyetini aldı üst üste ve en yüksek formunu yakalamış durumda. ayrıca wickmayer belçikalı ve eğer bir grand slam yarı finalinde iki belçikalı olacaksa onlar clijsters ve henin olmalı. (inşallah o da olur birgün)

melanie oudin - caroline wozniacki
bu maç için de gönlümden geçen isim oudin. hem wozniacki'nin oyununu bir türlü sevemiyorum, hem de oudin elediği onca ağır isimden sonra bir başarıyı daha fazlasıyla hakediyor. wozniacki'ye yenilirse denizde yüzüp derede boğulmuş olur ki bu da turnuvada şu ana dek gösterdiği performansa yakışmaz.

erkeklerin ilk 2 yarı finalistini belirleyecek maçlar ise şunlar :

novak djokovic - fernando verdasco
gönlüm verdasco'dan yana olsa da aklım djokovic diyor. verdasco iyi hoş tamam da ilk beşe gelince tıkanıyor ve pek birşey yapamıyor. doğrusunu söylemek gerekirse yeteneği ölçüsünde gelebileceği en yüksek noktaya gelmiş durumda ve daha ötesine gidebileceğini sanmıyorum. djokovic zorlansa hatta 1 veya 2 set kaybetse bile, ilk yarı finalist olmayı başaracaktır bence.

roger federer - robin soderling
genel eğilimin aksine soderling'i itici bulmayanlardanım. hatta yalnız ve mahzun bir hali olduğunu düşünüyor ve acımayla karışık bir sempati besliyorum kendisine. ama tabi tüm bunlar bir yere kadar. karşısındaki rakip federer'se hiçbirşeyin önemi kalmıyor. fedex yarı finalde djokovic'in rakibi olur diyorum.

maç sayısının az olması yanında kötü bir haber de oudin/wozniacki ve federer/soderling maçlarının akşam seansına (yani bizim gece seansımız!!!) konulmuş olması. uykusuzluğa daha ne kadar dayanabiliriz testine devam...

9. günde neler olmuş ?

dünkü yazımda 9. günde neler olacağı ile ilgili tahminlerde bulunmuştum. 6 maçtan 4 tanesi tutmuş!!! fena sayılmaz, üstelik erkekler tarafında en önemli sürprizlerden birinin yaşandığı bir günde..

6 maçın içinde tahmin edilmesi en kolay olan maçta clijsters na li 'yi 2 sette geçti.
62 64
aynı skorla serena da pennetta'yı geçerek yarı finalde clijsters'ın rakibi oldu.
64 63
tablonun üst tarafında kalan isimlere bakınca bu kuranın çok adaletsiz olduğunu görüyoruz maalesef. clijsters - serena yarı finali bu turnuva için final değerindedir ve bu maçı kim kazanırsa şampiyon olacaktır. amerika'da olsam ve elimde bayanlar finali için biletim olsa acaip sinir olurdum. ohh çok şükür, biletim falan yok :)

gelelim erkeklere..
öncelikle beni yanıltmayan iki tanesinden bahsetmek istiyorum.
biricisi juan martin del potro. adaşı juan carlos ferrero ile oynadığı 4.tur maçını 3-0 kazandı. yalnız uyduruk avusturyalıya bile set veren del potro'nun ferrero'ya set vermemesine içerledim biraz.
63 63 63
ikincisi rafael nadal. nadal'ın monfils maçında zorlanacağını ama maçı kazanacağını düşünüyordum, öyle de oldu. 3-1 nadal kazandı ve çeyrek finale çıktı. ama onun için turnuvada bundan sonrası olur mu bilmiyorum.
67 63 61 63
gelelim beni yanıltanlara :(
ilki jo-wilfried tsonga. speedy gonzalez ile oynadığı maçın denk bir mücadele olacağını düşünüyor ve tsonga'nın biraz daha ağır basacağını tahmin ediyordum. denk bir mücadele olduğu skordan anlaşılıyor ama kazanan taraf gonzalez oldu. nadal gibi ilk seti kaybeden gonzalez ardından 3 set alarak maçı 3-1 kazandı.
36 63 76 64
ve günün sürprizi..
andy murray berbat oynadığı maçta marin cilic'e 3-0 yenilerek erkeklerde roddick'ten sonraki en büyük sürprize imza attı. maçı murray'nin 3-1 alacağını düşünüyordum, normal şartlarda öyle de olurdu. ama marin cilic en iyi, andy murray ise en kötü günündeydi ve ortaya bu sonuç çıktı.
75 62 62
bir sonraki yazıda 10. gün için tahminlerde bulunmayı planlıyorum. sevdim bu işi :)

8 Eylül 2009 Salı

9. günde neler olur?

9. gün maç programında 4 tane erkekler 4.tur maçı ile 2 tane bayanlar çeyrek final maçı var. bayanlardan başlayalım :

na li - kim clijsters
fazla yorum yapmaya gerek yok, kesin favorim clijsters. zorlanmadan iki sette kazanacağını düşünüyorum.

flavia pennetta - serena williams
pennetta buraya kadar çok iyi geldi. bir tek vzonareva maçında zorlandı ve vzonareva'nın mental zayıflığı sayesinde çeyrek tura çıkabildi (çevirdiği onca maç puanından sonra!!). pennetta'nın bu yıl amerika açık macerasının buraya kadar olduğunu düşünüyorum. belki çok hırslı bir pennetta bir set almayı başarabilir ama normal şartlarda serena iki sette işi bitirecektir.

gelelim erkeklere:

marin cilic - andy murray
murray bir önceki maçında çok rahattı. bu maç o kadar kolay olmasa da kazanacaktır yine. 3-1 murray diyorum.

gael monfils - rafael nadal
nadal'ın turnuvadaki en zor maçı. turnuva başında nadal'ın eski günlerine döndüğünü düşünüyordum. ama her turda performansı giderek düşüyor. bu maçta da çok zorlanacağını ama zor da olsa (muhtemelen 3-2) kazanacağını düşünüyorum. monfils yenilse de fazlasıyla hırpalayacaktır nadal'ı. bu yüzden nadal'ın çeyrek finalden öteye gidemeyeceğini tsonga/gonzalez eşleşmesinden kim gelirse gelsin yenileceğini düşünüyorum.

juan martin del potro - juan carlos ferrero
iki tane çok sevdiğim oyuncunun maçı. ferrero eski favorilerimden, del potro ise federer'den sonraki kral adayım. bu maç için favorim del potro. normalde 3-0 derdim ama bir önceki turda ismini bile bilmediğim avusturyalıya set verdikten sonra ferrero'ya, benim paralel backhand'cime set vermezse olmaz, bu yüzden 3-1 del potro diyorum.

jo-wilfried tsonga - fernando gonzalez
toplara çok hızlı vuran iki müthiş forehand'cinin maçı. birbirine denk iki güç. ama bana göre terazinin tsonga tarafı biraz daha ağır basıyor. özellikle de montreal'de federer'i 5-2 geriden gelip yendiği maçtan sonra..

7 Eylül 2009 Pazartesi

4.amerika-rusya muharebesi galip : oudin, mağlup : rusya

17 yaşındaki amerikalı tenisçi melanie oudin, pavlyuchenkova, dementieva ve sharapova'dan sonra petrova'yı da yenerek rusların kökünü kazımaya devam ediyor. çeyrek finaldeki rakibi wozniacki/kuznetsova maçının galibi olacak. bana göre kuznetsova bu maçı alır ve çeyrek finale çıkar.
peki muhtemel oudin - kuznetsova çeyrek final maçı ne olur?
oudin'in şu ana kadar oynadığı tenisçilerin hepsi uzun boyluydu ve oudin onlara karşı kısa boyunu avantaja dönüştürmeyi başardı. karşısına kuznetsova gibi neredeyse boyu boyuna bir rakip çıktığında oudin'in işi pek de kolay olmayacaktır. 17 yaşında bir yeni yetme için zaten çok büyük işler başardı, hem fizik hem de mental açıdan önemli sınavlardan geçti. doğruyu söylemek gerekirse her açıdan yoruldu. benim düşüncem oudin, gününde bir kuznetsova'yı geçemeyecek ve kuznetsova rusların onurunu kurtaran son kale olacaktır.

del potro da modaya uydu!!!

us open'ın 7. gününde daniel koellerer ile 3. tur maçına çıkan juan martin del potro, sıralamada önünde yer alan abilerinin hepsinin 2.ve 3. turlarda yaptığını yaptı ve bu pek de tanınmayan rakibine karşı set kaybetti. gerçi onun set kaybı djokovic'in dünya sıralamasında 276. sırada bulunan jesse witten'e karşı kaybettiği set kadar ses getirmedi ama yine de yakışmadı del potro'ya.. ne de olsa kendisi, murray ve djokovic'e bir türlü ısınamayan bendenizin federer ve nadal'dan sonraki 1 numara adayıdır.
set kaybetmelerine rağmen erkekler tarafında roddick hariç büyük bir kayıp yok şu ana kadar. ilk dört yoluna devam ediyor. 4.turda ilk dört tenisçinin rakipleri şöyle :

roger federer - tommy robredo
novak djokovic - radek stepanek
rafael nadal - gael monfils
andy murray - marin cilic

bu turda işi en kolay olan tenisçiler federer ve djokovic diye düşünüyorum. normal şartlarda her iki maç da 3 sette biter. nadal ve murray için iş biraz daha zor olabilir. her ikisinin de en az 1 set kaybedeceğini düşünüyorum. ama sonuçta muhtemelen maçlarını kazanacaklardır. (nadal'ın diz problemi nüksetmezse eğer)

çeyrek finalde ise işler biraz karışacak gibi. bekleyip görelim...

6 Eylül 2009 Pazar

iyi ki döndün kim..

uzun zamandır williams'ları gücüyle domine edebilen bir tenisçi izleyemiyorduk. bu sebepledir ki kim clijsters-venus williams maçını dört gözle bekliyordum.
clijsters maça fırtına gibi başladı. venus ne olduğunu anlayamadan ilk set bittiğinde scoreboard'da 6-0 yazıyordu. bu herkesi şaşırtan bir skordu. venus'ün kadınlar tenisinde en hızlı servise sahip olan oyuncu olduğunu düşününce, ona karşı 6-0 set kazanmak imkansız gibi geliyor. işte bu imkansızı başaran clijsters, 2. setin başlaması ile nazara mı geliyor artık bilinmez birden duruyor. hani yavaşlama falan değil, resmen durmaktan bahsediyorum. ne kendi ne de venus servislerinde hiç bir varlık gösteremiyor. ilk setin sadece oyuncuların konumu değişmiş bir karbon kopyası olan 2. set, 6-0 venus hanesine yazılıyor. bu durumda söylenebilecek tek birşey var : venus's revenge...
3.set başladığında maç bir anlamda yeniden başlıyor. kozlarını sonuna kadar paylaşan iki tenisçiden daha soğukkanlı olan ve kritik puanları daha iyi oynayan clijsters 3.seti 6-4 kazanarak çeyrek finale adını yazdıran taraf oluyor. bu maçta ısrarla clijsters'ı tutan bendenizinde gönlü hoş oluyor :)
çeyrek finalde clijsters'ın rakibi Na Li. kim'in bu turu kolaylıkla geçeceğini düşünüyorum. yarı finalde onu muhtemelen serena bekliyor olacak. serena maçı venus maçından biraz daha zorlu geçer diye tahmin ediyorum. içimden bunu söylemek hiç gelmese de serena biraz daha ağır basar maalesef. ama eğer onu da yenebilirse, artık clijsters'ı şampiyon ilan edebiliriz çünkü üst yarıdan kim gelirse gelsin (ki muhtemelen kuznetsova gelecektir) clijsters o maçı kazanacaktır.
tenise iki yıl ara veren, bu arada üstüne bir de anne olan ve döndükten sonra da sanki hiç ara vermemişçesine bir performans sergileyen, hatta bana göre eskisinden de daha başarılı oynayan kim clijsters'ı tebrik ediyor ve bir kez daha iyi ki döndün kim diyorum.

russian killer oudin

us open 6.gününde melanie oudin bir sürprize daha imza attı. 2. turda dementieva'yı eleyen oudin, 3.turda bir başka rus tenisçi sharapova'yı 3-6 6-4 7-5 yenerek bu yıl ki us open'ın sürpriz oyuncusu olmayı haketti.
ilginç bir tesadüf.. oudin'in 4.turdaki rakibi de bir rus, nadia petrova. oudin petrova'yı da yenerse, ki bence yenecektir, ufak çapta bir amerika-rusya savaşına neden olabilir :)
işi biraz daha ileriye götürürsek : 4.turda wozniacki/cirstea maçının galibi ile oynayacak olan kuznetsova, bu maçı kazanırsa eğer çeyrek finalde karşısında petrova'yı eleyip gelmiş bir oudin bulabilir. hatta ve hatta 1 numaralı seri başı safina eğer 3.tur, 4. tur ve çeyrek final maçlarını kazanırsa ve oudin de o sırada kuznetsova engelini aşmış olursa yok artık dedirtecek bir tesadüfle birbirleriyle eşleşecekler. tökezleye tökezleye ilerleyen ve kimi zaman kortta acınacak hallere düşen bir safina, üstüne bir de double fault gününe denk gelirse, oudin'in rusların köküne kıran getiren amerikalı olarak tarihe geçmesi içten bile değil :)
dementieva, sharapova, petrova, kuznetsova ve safina..başka rus kaldı mı bilmiyorum. bu kızın da şansına bakın, bütün rus ordusu karşısına dizilmiş...

haas yine 5'ledi ama bu defa kazanamadı..

tommy haas ilk seti 6-3 kazandığı verdasco maçında, sonraki iki seti 7-5 ve 7-6 kaybettikten sonra 4.seti 6-1 aldı, ancak son seti 6-4 kaybederek maçtan 3-2 yenik ayrıldı. maçın 2. ve 3. setinde haas 5-4 öndeyken set için servis attı, ancak her ikisinde de servisini kırdırarak bu iki seti kaybetti. maçın en kritik anları bu iki oyundu muhakkak. 5 setlik maçların adamı olan haas bu defa başaramadı.

5 Eylül 2009 Cumartesi

haas - verdasco

ikili arasında şu an oynanmakta olan 3.tur maçının çok çekişmeli olacağını düşünüyorum. haas tekniği çok güçlü bir tenisçi. verdasco ise çok formda ve solak olmasından dolayı rakiplerine ters gelen bir oyuncu. her iki oyuncunun da kazanabileceği ortada bir maç. benim favorim haas. bakalım sonuç ne olacak?

hewitt - federer

eski 1 numara ile şu anki 1 numara arasında 3.tur maçı oynandı bugün. ikili arasındaki 23. randevuydu bu maç ve federer 15-7 önde idi. oynanan son 13 maçı kazanan federer yine kesin favoriydi.

teknik olarak üst düzey bu iki oyuncunun maçı oldukça zevkli geçti. ilk seti beklenmedik bir şekilde 6-4 hewitt kazandı. bu sonuçta federer'in standardının çok üstünde basit hata yapmasının etkisi büyüktü. acaba sürpriz bir yenilgi olur mu demeye başlarken, federer de ipleri eline almaya başladı ve ikinci seti 6-3 kazandı. 3. set belki de maçın kader setiydi. hewitt bu setin ilk oyunlarında kazandığı servis kırma puanlarını değerlendiremedi. bu durum hem kendisinin konsantrasyonunu ve moralini bozdu, hem de federer'in oyundaki ağırlığını artırmasına sebep oldu. değişmez tenis kuralı kıramayanı kırarlar, yine iş başındaydı ve durum 5-5 iken servis kıran federer seti de 7-5 kazandı. 4. set artık sadece formalite setiydi. morali bozulan ve oyunu oldukça düşen hewitt karşısında federer fazla zorlanmadan seti 6-4, maçı da 3-1 alarak 4. tura yükseldi. rakibi blake / robredo maçının galibi olacak.

4 Eylül 2009 Cuma

buraya kadarmış..

insan başarıya ne kadar da çabuk alışıyor.
amerika açık başlamadan birkaç hafta önce birisi çıkıp da marsel ilhan 3 eleme turunu geçecek, hatta ilk turda ilk 100'deki bir oyuncuyu yenip 2.tura çıkacak deseydi, muhtemelen burun kıvırır geçerdik. hepimiz istiyor ve bekliyorduk böyle bir başarıyı ama olmasına da pek ihtimal vermiyorduk. sonra bir sabah kalktık baktık ki marsel bir grand slam'de 2. turda. önünde de dünya devi (2.06'lık) bir rakip. zaten mucizevi bir şekilde gelmiş ya buraya kadar, hemen yeni mucize filizleri dikiverdik toprağa. içimizden bir ses bu filizlerin tutmayacağını, ölüp gideceğini söylese de susturduk bu sesi ve umudun sesini dinlemeye koyulduk. neden olmasın, bunu da yener belki, tamam isner çok uzun ve müthiş servisleri var ama top oyuna girdi mi marsel daha şanslı, hem yenerse bak sırada roddick var, kesin canlı yayınlanacak bir maç..bunları dinleye dinleye iyice hazırlandık bir mucize daha olabileceğine.
işte şu an, bu ruh halinin sonucu olan hayal kırıklığını yaşamaktayım. biliyorum zaten umulandan çok daha fazla ilerledi marsel. türk tenisine sınıf atlattırdı hatta. hem kendisinin hem de arkasından gelen türk tenisçilerinin önünü açtı. atp ana sayfasında bir türk oyuncuyu konu alan bir makale bile okutturdu bizlere. bunları düşünerek avunmak istiyor ama çok da başarılı olamıyorum. beni avutacak tek çare var biliyorum. bundan sonra bu başarının devam etmesi. marsel'in artık challenger değil atp turnuvalarında oynaması, maçlar kazanması, puanlar alıp sıralamada yükselmesi. kısacası son bir haftadır yaşadığım heyecanın devam etmesi.
şimdi ben bu yeni umut filizlerini dikerken, bir yandan da bana bunları yazdırdığı için marsel'e gönülden teşekkür ediyor ve hadi marsel diyorum, daha yürünecek çok uzun bir yol var...

wta'da kötü perşembe

us open'da günler ilerledikçe sürpriz sonuçlar da artmaya başladı.
benim için günün en kötü sürprizi dementieva'nın elenmesi oldu.
hani gücüm yetse gidip ben alacam bir grand slam kupası bu kızcağız için.
aktif bayan tenisçilerin arasında en iyilerden biri, herkesi yenebilecek güce sahip, ama olmayınca olmuyor işte. bir türlü slam kazanamadı. üstelik us open 2009'da favorilerimden biriydi. yine olmadı. ama hala umutluyum, eninde sonunda kazanacak bir tane.

2.sürpriz jankovic'den geldi. shvedova'ya 63 67 76 ile boyun eğdi jankovic. tamam 2.haftasonunu göreceğini zaten düşünmüyordum ama 2. turda elenmesi de gerekmiyordu yani. sırpların geçen yılki şaşalı tenis dönemleri sona ermiş gibi. kızlarından fayda yok, bir tek novak kaldı işte.

diğer seribaşı yenilgileri de şöyle:
alona bondarenko - gisela dulko 46 06
sabine lisicki - anastasia rodionova 36 63 57
patty schnyder - sara errani 57 26

içlerinde en şanssız olanı da lisicki. hem yenildi, hem de sakatlandı, üstelik de maçtaki son sayıda.
bugün henüz oynamayan bir sharapova kaldı.
ne diyelim kara talih onu da yakalamaz inşallah..

3 Eylül 2009 Perşembe

04.09.2009, 00:00

bu gece saatler 00:00 ' ı gösterdiğinde bir hayal daha gerçekleşecek ve bir grand slam'de bir türk oyuncuyu canlı olarak eurosport'tan izliyor olacağız. internetten skoru takip ederken bile ne kadar büyük heyecan yaşadığımızı düşünürsek..bu gece ki maçın heyecanını tarif bile edemiyorum.
hayalleri yüksek tutmak lazım, evet belki zor ama imkansız değil..
dualarımız, gönlümüz, tüm desteğimiz seninle marsel..
inşallah bir mucize daha yaşatırsın bizlere...

2 Eylül 2009 Çarşamba

safin'e hitabımdır...

sevgili marat...
yıllar önce seni ilk izlediğim gün kazanmıştın kalbimi..
yeteneğin, sıradışı vuruşların, şahsına münhasır kişiliğin, hırçınlıkların ve raket parçalamalarınla sevmiştim seni. mükemmel oynadığın maçlar yanında, bu adamın burda işi ne dediğim maçlarını da gördüm. ama senin oyununu hep sevdim.
evet bir vakitler 1 numaraydın, ama kısa bir süre için. sahip olduğun yetenekle çok daha iyi işler yapabilirdin. 2005 yılında avustralya açık yarı finalinde federer'e karşı o tarihi maçı kazanan adam daha çok grand slam kazanmalıydı.
hakettiği yerde olamadığına en çok üzüldüğüm tenisçilerden birisi belki de ilkisin. bu yıl tenisi bırakıyorsun. bu beni üzüyor. bir gün bir sürpriz yapıp mesela bir slam kazanacağına dair o kadar umutluydum ki..
neyse...sanırım seni affedebilirim. farklı tenis rengin için..kökeninin türk olduğu, hatta isminin de murat'tan geldiği söylentileri için..kırdığın raketler için..mağara adamını andıran yürüyüşün için..evet, sanırım seni affettim..
hatta seni özleyeceğim bile..
tenisten sonra her ne yapacaksan, umarım mutlu olursun.
bu arada kendini özletme, arada sırada bir yerlerde görelim seni.
kimbilir belki bir gösteri maçına gelirsin bir gün istanbul'a..
görüşmek üzere.

ana yine erken veda etti

2008 roland garros'u kazandıktan sonra işlerin böyle gideceğini ana ivanovic'e birileri söylemiş olsaydı, muhtemelen grand slam kupasını geri iade ederdi ...

gerçekten de kupa ana'ya pek uğurlu gelmedi. hala nasıl olup da oturabildiğini anlayamadığım 1 numara koltuğunu kısa sürede boşaltmak zorunda kaldı. katıldığı turnuvalarda daha ilk turlarda isimsiz tenisçilere yenilmeye başladı. sıralamada hızla gerileyerek ilk on dışında kaldı. dün oynadığı us open 2009 ilk tur maçında da yenilerek bu kötü gidişe bir halka daha eklemiş oldu.

henüz iki hafta önce toronto'da venüs williams'ı yenen kateryna bondarenko, bu defa da ana'nın canını yaktı ve daha ilk turdan elenip bir hayal kırıklığı daha yaşamasına sebep oldu.

bu yenilgiler hevesini kırıp tenisten kopma noktasına mı getirir, yoksa hırs yapıp tekrar eski günlere dönmesine mi sebep olur bilinmez...

gerçek şu ki ana şu aralar hiç de parlak günler yaşamıyor...