4 Eylül 2009 Cuma

buraya kadarmış..

insan başarıya ne kadar da çabuk alışıyor.
amerika açık başlamadan birkaç hafta önce birisi çıkıp da marsel ilhan 3 eleme turunu geçecek, hatta ilk turda ilk 100'deki bir oyuncuyu yenip 2.tura çıkacak deseydi, muhtemelen burun kıvırır geçerdik. hepimiz istiyor ve bekliyorduk böyle bir başarıyı ama olmasına da pek ihtimal vermiyorduk. sonra bir sabah kalktık baktık ki marsel bir grand slam'de 2. turda. önünde de dünya devi (2.06'lık) bir rakip. zaten mucizevi bir şekilde gelmiş ya buraya kadar, hemen yeni mucize filizleri dikiverdik toprağa. içimizden bir ses bu filizlerin tutmayacağını, ölüp gideceğini söylese de susturduk bu sesi ve umudun sesini dinlemeye koyulduk. neden olmasın, bunu da yener belki, tamam isner çok uzun ve müthiş servisleri var ama top oyuna girdi mi marsel daha şanslı, hem yenerse bak sırada roddick var, kesin canlı yayınlanacak bir maç..bunları dinleye dinleye iyice hazırlandık bir mucize daha olabileceğine.
işte şu an, bu ruh halinin sonucu olan hayal kırıklığını yaşamaktayım. biliyorum zaten umulandan çok daha fazla ilerledi marsel. türk tenisine sınıf atlattırdı hatta. hem kendisinin hem de arkasından gelen türk tenisçilerinin önünü açtı. atp ana sayfasında bir türk oyuncuyu konu alan bir makale bile okutturdu bizlere. bunları düşünerek avunmak istiyor ama çok da başarılı olamıyorum. beni avutacak tek çare var biliyorum. bundan sonra bu başarının devam etmesi. marsel'in artık challenger değil atp turnuvalarında oynaması, maçlar kazanması, puanlar alıp sıralamada yükselmesi. kısacası son bir haftadır yaşadığım heyecanın devam etmesi.
şimdi ben bu yeni umut filizlerini dikerken, bir yandan da bana bunları yazdırdığı için marsel'e gönülden teşekkür ediyor ve hadi marsel diyorum, daha yürünecek çok uzun bir yol var...

Hiç yorum yok: