2 Eylül 2009 Çarşamba

safin'e hitabımdır...

sevgili marat...
yıllar önce seni ilk izlediğim gün kazanmıştın kalbimi..
yeteneğin, sıradışı vuruşların, şahsına münhasır kişiliğin, hırçınlıkların ve raket parçalamalarınla sevmiştim seni. mükemmel oynadığın maçlar yanında, bu adamın burda işi ne dediğim maçlarını da gördüm. ama senin oyununu hep sevdim.
evet bir vakitler 1 numaraydın, ama kısa bir süre için. sahip olduğun yetenekle çok daha iyi işler yapabilirdin. 2005 yılında avustralya açık yarı finalinde federer'e karşı o tarihi maçı kazanan adam daha çok grand slam kazanmalıydı.
hakettiği yerde olamadığına en çok üzüldüğüm tenisçilerden birisi belki de ilkisin. bu yıl tenisi bırakıyorsun. bu beni üzüyor. bir gün bir sürpriz yapıp mesela bir slam kazanacağına dair o kadar umutluydum ki..
neyse...sanırım seni affedebilirim. farklı tenis rengin için..kökeninin türk olduğu, hatta isminin de murat'tan geldiği söylentileri için..kırdığın raketler için..mağara adamını andıran yürüyüşün için..evet, sanırım seni affettim..
hatta seni özleyeceğim bile..
tenisten sonra her ne yapacaksan, umarım mutlu olursun.
bu arada kendini özletme, arada sırada bir yerlerde görelim seni.
kimbilir belki bir gösteri maçına gelirsin bir gün istanbul'a..
görüşmek üzere.

Hiç yorum yok: