27 Ocak 2010 Çarşamba

grand slam man...

başka bir açıklaması yok bu işin. bu adam grand slamlerde bambaşka bir havaya bürünüyor. nasıl oluyor da nerdeyse her seferinde bu işi başarıyor anlamıyorum. şimdi düşünün.. bir maç oynanıyor. taraflardan birisi ilk seti rakibine göz açtırmadan (sonradan öğrendik ki aslında göz açtırmayan biraz da güneşmiş!!) 6-2 alıyor. sonra ikinci sette de servis kırarak 3-1 öne geçiyor. hatta 4-1 olmasına sebep olacak iki servis kırma puanı elde ediyor. tam bu anda elektrik kesiliyor. 40-45 dakika sonra elektrik geldiğinde merakla maçtaki skora bakıyorsunuz. bıraktığınızda setlerde 1-0, ikinci sette 3-1 önde olup 4-1 yapmak üzere olan adam seti 6-3 kaybetmiş. bu yetmemiş üçüncü seti 6-0 kaybetmiş. o da yetmemiş dördüncü sette servis kırdırıp 2-0 yenik duruma düşmüş. şimdi eğer durum böyle olsaydı, yani gerçekten elektrik kesilseydi veya maçın o bölümünü bir şekilde izleyememiş olsaydım, hemen sebep araştırmaya başlardım. acaba maça bu kadar hızlı başlayan oyuncu sakatlanmış mıdır? midesine, bacağına kramp mı girmiştir? ya da tam o anda çok sevdiği bir yakınının ölüm haberi mi çalınmıştır kulağına tribünden? bunlardan birisi olmalıdır ki durum o halden bu hale gelsin değil mi? değil işte..yok öyle birşey.. maçı kesintisiz izledim. yani maçı alıp götürmekte olan oyuncunun, birdenbire 13 oyun üstüste kaybedip, maçı kaybedişine tanık oldum. bu saydığım sebeplerden hiçbirisi olmadı. ama ne oldu da böyle oldu onu da bilmiyorum. bu adam böyle işte..her seferinde bir şey yapıyor. işler böyle birdenbire değişiveriyor. hani şans desem değil, her seferinde şansla olur mu? büyücü müdür nedir? yok, o da olmaz. e ne peki? bilen varsa söylesin. böyle yapa yapa adam 23 kez üstüste grand slam yarı finaline çıktı. bu sıralamada ikinci sırada olan kimdir ve rekoru kaçtır? sanırım ivan lendl ve rekoru da 10. söylenecek kelime var mı? 23 kez üstüste demek ne demek? 24 olsa 6 yıl demek. yani 6 yıldır bu adam hiç mi sakatlanıp arada bir grand slam atlamaz? hadi sakatlanmadı diyelim..hiç mi boş bulunup yarı finale kadar bir kerecik yenilivermez? yenilmemiş işte. bu 6 yılın son dört yılında en büyük belalısı olan nadal'ın dizindeki problemden dolayı kariyeri bitti mi, yoksa devam edebilecek mi konusu kaçıncı keredir gündemi meşgul ediyor? nadal'ın kaybettiği kesinleşen iki numara koltuğuna oturmak üzere olan djokovic, daha bu genç yaşında, kaçıncı keredir rahatsızlanıp maç kaybediyor? lafın arasında günün ikinci çeyrek finalinden de bahsetmiş olduk . djokovic, 2008 avustralya açık finalinin rövanşında tsonga'ya 3-2 kaybetti ve elendi bugün. neyse konuya dönelim.. geleceğin bir numarası denen kale gibi sağlam del potro, biraz da sakatlığının etkisiyle elenmedi mi avustralya'da. örnekleri artırmak mümkün ama gereksiz. hem başarıda istikrarı sağlayabildiği, hem olmaz denen şeyleri defalarca yapabildiği, hem de bunları yaparken sağlıklı kalmayı başarabildiği için işte, tarihin en iyisi bu adam. peşine taktığı insanları, maçlarını izlerken içine düştükleri kasvetli havadan birdenbire masmavi bulutsuz bir bahar havasına uçurabildiği için seviyorum onu izlemeyi. bunu nasıl mı başarıyor? bilmiyorum.. önemli de değil zaten. kendisinin de bildiğini sanmıyorum. payına torpilli tarafından verilmiş yeteneklerini kullanıyor sadece. bize de onu izlemek kalıyor..

1 yorum:

tuğba dedi ki...

bir federer hayranı olarak çok keyifli okudum yazdıklarınız. elinize sağlık