31 Ocak 2010 Pazar

"I can cry like Roger; it's just a shame I can't play like him."

2009 avustralya açık finaline damgasını vurmuştu federer'in kupa töreninde ağlarken söylediği sözler :

"god,it's killing me"

2004 yılında bir numara olduğu erkekler turunu uzun bir süre domine etmişti federer. 2008 yılı başından itibaren dominasyonunun etkisi azalmaya başladı. bunun sebebi hem nadal, djokovic, murray gibi genç yeteneklerin kendisi için artık birer tehdit haline gelmiş olması, hem de kendi performansında düşüş olmasıydı. roland garros'ta 2005 yılından 2008 yılına kadar dört yıl üstüste nadal'a kaybetmesi çok göze batmamıştı çünkü toprak favori kortu değildi ve kaybettiği oyuncu toprağın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biriydi. ama 2008 yılında önce avustralya'da djokovic'e, ardından da en iyi olduğu kortta, wimbledon'da nadal'a kaybetmesi işleri değiştirdi. 2006 ve 2007 yıllarını grand slamlerde 3 şampiyonluk ve bir finalle kapatan federer 2008 yılında 1 şampiyonluk, 2 final ve bir yarı finalle yetinmek zorunda kalmıştı. artık federer döneminin bitmekte olduğu söylentileri ayyuka çıkıyordu. bir numarada kalmak için mücadele etmek zorunda olduğu oyuncular kendisinden 6-7 yaş daha gençti ve başarıya, şampiyonluğa aç oyunculardı. nitekim 2008 amerika açık öncesinde bir numarayı nadal'a kaptırmıştı bile. tekrar bir numara olup olamayacağı konuşuluyor, pek de ihtimal verilmiyordu.

derken 2009 yılına girildi. yılın ilk grand slaminde federer yine finaldeydi ama karşısında artık ezeli rakibi haline gelen nadal vardı. artık tenisin yeni bir numarası olan nadal, wimbledon'dan sonra ikinci kez favori olmadığı kortta federer'i yenerek şampiyon oldu. nadal bu şampiyonlukla federer'in, pete sampras'a ait 14 grand slam şampiyonluğu rekorunu egale etmesine de engel oluyordu. ödül töreni çok dramatikti. federer mikrofonu eline aldığında kendini tutamayıp ağlamaya başlamış ve ağzından yazının başında bahsettiğim, tarihe geçen sözler dökülmüştü. o günden sonra federer'in bir daha eskisi gibi olamayacağı, onu seven sevmeyen herkesin ortak görüşü haline gelmişti.

aradan tam bir yıl geçti. bu süre zarfında federer daha önce kazanmayı başaramadığı roland garros'u kazanarak kariyer slam'ini tamamladı. ardından wimbledon'da altıncı şampiyonluğa ulaşırken toplamda 15 grand slam şampiyonluğu ile sampras'ın rekorunu kırdı. 2008 amerika açık öncesinde kaybettiği bir numarayı, tam bir yıl sonra, 2009 amerika açık öncesinde geri aldı nadal'dan.

ve işte bugün, federer'in ağlayarak konuşmaya çalıştığı o ödül töreninden tam bir yıl sonra, yine bir ödül töreninde, yine gözyaşları arasında konuşmaya çalışan bir oyuncu vardı aynı kortta.

"I can cry like Roger; it's just a shame I can't play like him."

sözleriyle tarihe geçen bu defa andy murray oldu. kariyerinin ikinci slam finalinde yine federer'e kaybetmişti. bugüne dek gülüşüne bile pek tanık olamadığımız bu soğuk ve pek de sevilmeyen ingilizin ağladığını görmek herkesi şaşırttı, aynı zamanda da sempati kazanmasına sebep oldu. kimbilir belki ilerleyen yıllarda onun şampiyonluğunu konu alan bir yazıda tekrar bahsederiz bugünkü gözyaşlarından.



bugünün şampiyonu federer ise avustralya'da oynadığı oyunla, eski günlerine döndüğünü göstermiş oldu. özellikle çeyrek finaldeki davydenko maçının 2.setiyle başlayan, tsonga ve murray maçlarıyla devam eden performansı çok üst düzeydi. bugün oynadığı 224. grand slam maçında 197. galibiyetini aldı ve 16.şampiyonluğunu elde etti. ranking puanını 11350'ye çıkararak bir numaradaki yerini biraz daha sağlamlaştırdı. kırdığı onca rekordan sonra sampras'ın 286 haftalık bir numarada olma rekoruna da çok yaklaşmış oldu. muhtemelen haziran ayında bu rekoru da kırmış olacak.


son bir yıl içinde başardıklarından sonra artık eminim ki (sağlık problemi olmadıkça) en az 2-3 yıl daha tenisin zirvesinde göreceğiz federer'i. onun eşsiz forehand'ini, nadal ve murray gibi rakipleri sayesinde geliştirdiği backhand'ini, kritik anlardaki inanılmaz vuruşlarını, benzersiz oyun zekasını, kısacası Roger Federer'i izleme şansına sahip olacağız bir süre daha. yeni rekorlar kırmaya, kırdıklarını geliştirmeye devam edecek. onu bu denli motive eden her neyse artık, şampiyonluklar kazandırmaya devam edecek ona. tenis tarihinin en iyisi olduğunu çoktan ispatlamış olan bu efsane, bir gün tenise veda ederken ardında, kendinden sonrakilerin başardıklarını tekrar etmek için cesaret bile bulamayacakları bir kariyer bırakmış olacak.

Hiç yorum yok: