28 Nisan 2010 Çarşamba

federer'den tatsız dönüş...

miami'den bu yana turnuva oynamayan federer, roma'da tura geri dönüş yaparken kendi adına toprak sezonunu da açmış oluyordu. daha önce iki kez final oynadığı ancak hiç kazanamadığı roma'da, bir numaralı seribaşı olarak ilk turu bye geçtikten sonra, ikinci turda letonyalı ernest gulbis ile eşleşti. maçı izlemeye başladığımda federer ikinci sette 4-1 yenik durumdaydı. oynadığı oyunu görünce nasıl olmuş da ilk seti 6-2 kazanmış diye düşünmeden edemedim. letonyalının güçlü ve etkili servislerine karşılık federer en kötü servis attığı maçlarından birini oynuyordu. ikinci setin kaçınılmaz sonu 6-1 ile gulbis oldu.

üçüncü sette her iki oyuncu da ilk iki servis oyununu kazandı ancak arada fark vardı. gulbis servis oyunlarında çok rahatken, federer düşe kalka gidiyordu. nitekim 3. servis oyununda servis kırdırması kaçınılmaz oldu. durum 5-3 gulbis lehine ve federer servis kullanırken durum 15-40 oldu ancak letonyalı bu iki maç puanından yararlanamadı. ardından durum 5-4 ve gulbis maç için servis atarken 4 maç puanından daha faydalanamadı ve servisini kırdırdı. bu maç puanlarından ikisinde çift hata yapan gulbis, bir anlamda tecrübesizliğinin cezasını çekti. zaten maçtan sonraki konuşmasında o servisleri atarken ne yaptığını bilmediğinden ve titrediğinden bahsetmiş. durum 5-5 olmuşken federer'in normal koşullarda bu maçı kazanamaması sürpriz olurdu. ama normal koşullar bu maçta oluşamadı maalesef. federer'i bu maçta hiç güldürmeyen ilk servisi yine güldürmedi ve gulbis bir kez daha servis kırarak 6-5 öne geçti. ve bu defa çok sağlam durduğu kendi servisinde yeni bir macera daha yaşamadan maçı bitirmeyi başardı.

maçın tek özeti var: federer servis atamadı ve gulbis'in etkili servislerine çare bulamadı. ve maçı kaybetti..

federer'in 2008 yılı başında mononukleoz rahatsızlığı ile başlayan ve iki numaraya düşmesine sebep olan gerileme dönemini çağrıştırıyor bu mağlubiyetler. önce baghdatis, sonra berdych, şimdi de gulbis.. bu yıl avustralya açık'ı kazandıktan sonra ciddi bir düşüş yaşıyor. toprak sezonunun başlaması da tuz biber oldu. bu yıl ki avustralya açık finali hem federer'e hem de murray'e yaramadı. federer kazandı ama sonrasında bir şey yapamadı. murray ise malum.. tenisi bıraktım dese şaşırmam.

federer geçen yıl madrid'i kazanarak kendine gelmiş, ardından roland garros ve wimbledon şampiyonluklarıyla hem kendini yeniden ispatlamış, hem de bir numara koltuğunu geri almıştı. bu sene roland garros çok kritik onun için. nadal formunu yakalamış görünürken (dizleri müsaade ederse tabi), roland garros'da puan kaybetme ihtimali yüksekken, ardından bir numarada kalabilmek için wimbledon şampiyonluğunu korumak zorunluluğu varken, bunca stres altında bu yıl nasıl bir performans gösterecek merak konusu. gulbis mağlubiyetinin kendine gelmesini sağladığını söylemiş maçtan sonra. zaten bu adam grand slam'lerin adamı..hiç olmayacak bir zamanda hiç olmayacak işler yapabiliyor. yine yapar mı derseniz...

bence yapar...

3 yorum:

YUNUS DİLBER dedi ki...

Ben çok klişe olmakla birlikte bu mağlubiyeti ciddi anlamda bir motivasyon eksikliğine bağlıyorum.Öte yandan bu yenilgiyi Federer'in uzun bir süreden sonra ilk maçına çıkmış olmasına bağlayanlar var.Ben buna katılmıyorum.Aynı adam 2005 yılında Wimbledon zaferinden sonra 2 ay hiç tenis oynamamış ve buna rağmen Cincinnati Masters'ı kazanmıştı.O yüzden bu noktada asıl sorun maç eksikliği değil,motivasyon eksikliğidir.
Geçen yıl Federer Indian Wells'te yarı finalde Murray'e,Miami'de de yine yarı finalde Djokovic'e kaybetmişti ve bu maçların 2'si de 3 sette bitmişti.Bu mağlubiyetleri bu senekilerden ayıran temel nokta ise Federer'in iyiyken yenilmesiydi her ne kadar potansiyeline göre iyi oynamamış olsa da.Nitekim Federer bu tip yenilgiler alır sezon içerisinde;çünkü bu tip turnuvalarda hem rakiplerinin durumuna göre hareket eder hem de vitesi artırarak ilerlemek gibi de bir taktiği vardır.Ama bu seneki yenilgilere baktığınız zaman Federer'in iyi oynayıp da yenildiğini söyleyebileceğiniz tek maç var.O da Doha'daki Davydenko maçı.Kolya o gün hakikatten en iyi tenisini oynadı ve yanlış hatırlamıyorsam ilk servislerinde %100'lük bir puan çıkarma oranı yakalamıştı ilk sette.Aynı Davydenko formunun zirvesindeyken Avustralya'da Federer'i yine boğuyordu ikinci setin ortalarına kadar.Fakat Federer farklı şeyler deneyip bir anda oyunu değiştirmeyi başarmıştı.Niye?Çünkü o platforumun adı Grand Slam.Yani Federer'in son derece müsabık olduğu ve kazanmayı sonuna dek istediği bir turnuva.Zira Federer'in bu sene Masterslarda kaybettiği Baghdatis,Berdych ve Gulbis maçlarındaki vücut diline baktığınız zaman maçı kazanmayı düşündüğüne dair bir belirti bulmanız mümkün değil.
Velhasıl kelam Federer maçı kazanmayı düşünmedi bu yıl kaybettiği Masters mücadelelerinde.Bunu Gulbis'in final setindeki ikramlarını cömertçe geri çevirmesinden anlamak da son derece mümkün.Her ne kadar Gulbis heyecanlandığını falan söylese de(Buna da katılmıyorum;çünkü Gulbis o tip bir oyuncu değildir.)kazanmayı düşünmeyen bir Federer sayesinde elleriyle verebileceği bir maçı geri getirmeyi başarmıştır bana göre.
İşte bir yıl önceki yenilgilerle bu yenilgiler arasındaki farkı doğuran temel nokta bence bundan ileri gelmektedir ve ben bunda geçen yıl kazanılmış Roland Garros ve Wimbledon şampiyonluklarıyla yeniden ele geçirilmiş 1 numaralı koltuğun etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.
Sonuç olarak Roger'in bir an evvel müsabıklığını geri kazanması ve rüştünü yeniden ispatlaması gerekiyor.Aksi halde bu mağlubiyetler daimi olduğu sürece hem fanlarının hem de medyanın da tepkisi büyük olacaktır;çünkü hiç kimse Federer'i izlemek için koca bir Grand Slam süresi beklemeye mecbur değil.

aliye dedi ki...

bu uzun ve kıymetli yorum için teşekkür ederim :)

YUNUS DİLBER dedi ki...

Asıl ben teşekkür ederim böylesine uzun bir yorumumu okumaya zaman ayırdığın için. :) Okurken ben yoruldum zira.Kendimi kendi blogumda zannettim herhalde o dakikalarda. :)