22 Mayıs 2010 Cumartesi

anket..

artık gelenek haline geldiği üzere; yeni bir grand slam ve yeni bir anket..
erkeklerde ve kadınlarda kim şampiyon olur diye bir yoklama yapalım bakalım kim kaç puan alacak?
anketler bloğun sağ üst köşesinde her zaman olduğu gibi..
hadi bakalım...

21 Mayıs 2010 Cuma

roland garros 2010 tek kadınlar kurası...

tek kadınlar :

http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ws/index.html

kadınlarda ilk çeyrekteki seribaşılar serena ve sam stosur. serena ilk yarı çeyreğindeki pavlyuchenkova, peer, bartoli gibi isimleri çerez yapıp alt yarı çeyreğinden gelecek ismi bekleyecektir. alt yarı çeyrekte ise işler pek bi karışık. müstakbel sharapova/henin üçüncü tur maçını kazanacak babayiğit, ardından son zamanların formda ismi stosur'u da geçmeye çalışacak; eğer geçerse kendisini, geçemezse de sam'i serena'ya çeyrek final yemi yapacaktır diye düşünüyorum.

ikinci çeyrekteki seribaşılar jankovic ve radwanska. radwanska da ilk sekiz arasına girebilmiş ya daha ne diyeyim!! bu çeyrekte jankovic ilk yarı çeyreğinden güle oynaya çıkarken, radwanska bir rus ordusuyla (safina, zvonareva, kleybanova) ve bir de son günlerde küllerinden yeniden doğmaya çalışan ivanovic ile savaşmak zorunda. savaşı kim kazanırsa kazansın yarı finale çıkan jankovic olur bu çeyrekten.

üçüncü çeyrekteki seribaşılar kuznetsova ve wozniacki. geçen yıl bu kupayı kazandığından beri bir türlü dikiş tutturamayan kuznetsova'dan burada bir patlama bekliyorum. gerçi ilk turda cirstea ile eşleşmiş ama olsun. kendi yarı çeyreğindeki en tehlikeli isim na li. üçüncü çeyrek alt yarısı ise en kararsız kaldığım kısım. wozniacki'ye en dişli rakip pennetta orda. her hafta turnuva oynayıp sakatlıktan nerdeyse ayakta duramayan woz'a pek şans vermiyorum ben.

dördüncü çeyrekteki seribaşılar dementieva ve venus. dementieva'ya en büyük tehdit azarenka. venus ise cibulkova, petrova veya geçen hafta madrid'de yenildiği rezai ile oynayabilir. bu çeyrekten venus çıkar diye düşünüyorum.

bu kuraya göre 2002 yılından sonraki ikinci abla-kardeş finalini bekliyorum. o final her ikisi için de roland garros'daki ilk ve tek finalleriydi ve serena kazanmıştı. tarih tekerrür edebilir diyorum...

roland garros 2010 tek erkekler kurası..

roland garros 2010 kuraları çekildi.

tek erkekler :

http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ms/index.html

erkeklerde ilk çeyrekteki seribaşılar federer ve soderling. federer'in yarı çeyreğinde onu zorlayacak pek kimse yok. çeyreğin soderling tarafında ise cilic ve gulbis var. gulbis önce cilic'i, sonra da formsuz isveçli soderling'i geçebilirse federer'le çeyrek final oynama ihtimalleri olabilir.

ikinci çeyrekteki seribaşılar murray ve tsonga. murray çok şanslı (!) bir ilk tur kurası sonrası richard gasquet ile oynamaya hak kazandı. onu geçebilirse kendi yarı çeyreğindeki baghdatis, berdych gibi isimlerle boğuşacak. tsonga ise murray'e göre daha şanslı. onu zorlayabilecek isimler robredo veya youzhny olur.

üçüncü çeyrekteki seribaşılar roddick ve djokovic. şanssız roddick ferrer ile aynı yarı çeyrekte. ordan sağ çıkabileceğini hiç sanmıyorum. djokovic ise önü gayet açık bir şekilde, belki gününde olan bir ferrero ile biraz savaşıp çeyrek finale gider.

son çeyrekteki seribaşılar nadal ve bahtsız verdasco. bahtsız verdasco gitti yine nadal'ı buldu. gerçi bu işler belli olmaz. geçen yıl ki sürprizden sonra verdasco'nun yapacağı bir sürpriz devede kulak kalır ama yine de işi zor. son çeyrekte bu ikiliyi zorlayabilecek başka da pek kimse yok zaten.

bu kura neticesinde federer-nadal finali izlemek pek de şaşırtıcı olmayacaktır.

ah marsel..

marsel ilhan bu hafta roland garros elemelerindeydi. ilk turda arjantin’den 170 numara martin vassallo arguello ile oynadı. İlk seti 7-5 kazanan marsel, ikinci sette durum 2-1 lehine iken rakibinin çekilmesiyle ikinci eleme turuna yükseldi.

ikinci turda ispanyol 200 numara roberto bautista agut ile oynayan marsel, 6-2 6-3'lük kolay bir galibiyet ile üçüncü tura yükseldi.

üçüncü turda rakibi italyan simone bolelli idi. bolelli şu an 123 numara olmasına rağmen bir yıl önce 36 numaraya kadar yükselmişti. bu turun zor olacağı belliydi. marsel maça oldukça iyi başladı. ilk sette rakibinin 9 kere servis kırma puanını çevirdi, bir kere servis kırarak 7-5 aldı seti. ikinci sete de servis kırarak başladı. hemen ardından gelen servis oyununda 0-40'dan geri gelerek durumu 2-0 yaptı. ben öğle yemeğine çıkarken sette 4-2 öndeydi marsel. geri döndüğümde marsel'in 2 sette maçı kazanmış olacağından emindim. ama maalesef öyle olmadı. skoru tekrar takip etmeye başladığımda marsel ikinci seti 7-5 kaybetmiş ve üçüncü sette durum 3-3 berabereydi. bolelli servis oyununu kazanarak 4-3 öne geçti. marsel bu kritik noktada servis atarken rakibinin servis kırmasına engel olamadı ve durum 5-3 oldu. ardından servis oyununu alan bolelli aynı zamanda ana tabloya çıkan taraf oldu.

kazanmak üzere olduğumuz bir maçı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum şu an. henüz lucky loser durumu belli değil ama umudumuz artık ona kaldı...

16 Mayıs 2010 Pazar

üç elma...

garip duygular içindeyim. insan bazen kendisini zorlasa da tarafsız olamıyor. garip bir akşam oldu benim için. üç farklı noktada, üç farklı şampiyonluk mücadelesi vardı bu akşam.

uzatmak hiç içimden gelmiyor. nadal federer'i 64 76 yenerek madrid masters şampiyonu oldu. barca son maçını da kazanarak ispanya lig şampiyonu oldu. beşiktaş'ı yenen bursa, fenerbahçe'nin trabzon ile berabere kalmasından sonra süper lig şampiyonu oldu.

hemen hemen aynı anlarda yaşanan bir üzüntü, ardından gelen teselliler..

kazananları tebrik ediyor, kaybedenlere geçmiş olsun demek istiyorum.

gökten üç elma düşmüş.. biri anlatanın.. biri dinleyenin.. biri de aziz yıldırım'ın başına..

15 Mayıs 2010 Cumartesi

finalin adı : FEDAL

günler, haftalar, aylar geçti.. hatta yıl oldu.. bekledik, sabrettik.. en sonunda murada erdik. en son geçen yıl madrid masters finalinde oynayan federer ve nadal, kaderin cilvesine bakın ki tam bir yıl sonra yine madrid masters finalinde mücadele edecekler. geçen yıl oynadıkları o final, nadal'ın inanılmaz yürüyüşünün sonu olurken, federer'in de kış uykusundan uyanmasına sebep olmuştu. bu sene neler olacak görmek için, işin ilk adımı olan yarınki finali bekleyeceğiz.

bugün oynanan yarı final maçlarında nadal vatandaşı almagro'yu, ilk setini kaybettiği maçta 46 62 62 yenerken, federer yine nadal'ın vatandaşı david ferrer'i 75 36 63 ile geçti. nadal'ın maçını izleyemedim, yorum yapmayayım. federer'in maçını ise baştan sona izleme şansım oldu. ilk sette fırtına gibi bir federer vardı. bakmayın skorun 7-5 olmasına. federer set boyunca servislerinde rakibine sadece iki puan verdi. son zamanlarda görülmemiş şey, %82 ilk servis yüzdesiyle oynadı. ilk servisinden %90, ikinci servisinden %100 puan çıkardı. yakaladığı altı servis kırma puanından sadece bir tanesini değerlendirebildiği için skorda fazla fark olamadı.

ikinci sette federer'in kronik rahatsızlığı tuttu yine: fazla rahat olduğu maçlarda konsantrasyonunu kaybetme rahatsızlığı.. kırdırdığı tek servisle seti 6-3 kaybetti. final setine moralle ve umutla başlayan ferrer önce biraz direndiyse de, sekizinci oyunda federer'in servis kırıp 5-3 öne geçmesine engel olamadı. ardından sazı eline alan federer kendi servisinde işi bitirdi.

böylece bir rüya final daha gerçekleşmiş oldu. FEDAL finali yarın türkiye saatiyle 19:30'da oynanacak. hepimizin gözü aydın olsun..

(ara not : finali kim alır dersiniz? yan tarafta oy kullanmanızı bekleyen bir anket var..)

kadınlarda ise finalin adı aravane rezai/venus williams oldu. rezai bu hafta olmayacak işler başardı. en önemlisi jankovic'i eledi. ama herşeyin de bir sonu var değil mi? venus rezai falan dinlemez pek. finali alır, şampiyon olur.. unutmadan söyleyeyim, kadınlar finali de türkiye saatiyle 16:30'da.

14 Mayıs 2010 Cuma

madrid'de bir isviçreli..

toprak sezonuna çok kötü giriş yapan federer için roland garros öncesi son toparlanma şansı olan madrid masters oynanıyor bu hafta. ilk turu bye geçen federer, ikinci turda alman benjamin becker'i 6-2 7-6'lık setlerle geçerken yine pek umut vermemişti. üçüncü tur maçını dün vatandaşı ve yakın arkadaşı stan wawrinka ile oynadı federer. ve en sonunda sevenlerini sevindiren, sevmeyenlerini sevindirmeyen bir oyun ortaya koyarak galip gelmeyi başardı. bu maç federer'in avustralya açık finalinden bu yana en iyi oynadığı maçtı. ilk servisin oyuna girme yüzdesi fena değildi. 6 tane ace'i vardı. forehand'i iyi iş yaptı. backhand de ise turun en iyi backhandcilerinden biri olan stan'a karşı oldukça sağlam durdu. bol bol drop shot denedi, bazıları uzun düştü ama genelde puan çıkardı bu vuruşlardan. basit hatada oldukça cimriydi, 11'de kaldı. berdych, baghdatis, gulbis ve montanes yenilgilerinin ardından yaşadığı stresi üzerinden atmış göründü dünkü maçta.

şimdi çeyrek finalde rakibi, roma'da ikinci turda kaybettiği ernest gulbis. federer için rövanş maçı. birden fazla kere yenildiği tenisçi sayısını artırmak hiç istemediği bir durum. üstelik burda geçen yıl kazandığı ve korumak zorunda hissettiği bir 1000 puan var. sampras'ın bir numarada kalma rekorunu egale etmeye bu kadar yakınken artık puan kaybetmemeli. geçen yıl burda finalde nadal'ı yenerek kazandığı şampiyonluğun moraliyle gitmişti roland garros'a ve bu kendisine pek de uğurlu gelmişti. kafasının içinde dolanan tüm bu düşüncelerden sonra gulbis'i yenmek için yeterince motive olacağı kesin. motive olmuş bir federer'in neler yapabileceğini de bilmeyen yok artık.

maç türkiye saatiyle 21:00 gibi oynanacak. eğer bir federer-nadal finali olmayacaksa, turnuvanın en heyecanlı maçı bu olacaktır...

7 Mayıs 2010 Cuma

dünden sonra, yarından önce...

marsel bu hafta başından beri israil'de 100.000$ ödüllü ramat hasharon challenger'da mücadele ediyordu. daha önce pek değinmedim ama iyi de gidiyordu. dün turnuvanın ve israil'in bir numarası evsahibi dudi sela (atp 58 no) ile çeyrek final mücadelesine çıkmış ve 6-3 6-2 skorla kolay bir galibiyet elde etmişti. marsel bu turnuvada önceki yıl şampiyon olmuş, geçen yıl da çeyrek finalde elenmişti. burada kazanılacak bir şampiyonluk marsel'in wimbledon'da elemelere katılmadan direk ana tablodan başlamasını sağlayacaktı.

marsel dudi sela galibiyeti ile yarı finale yükselirken, diğer taraftan önümüzdeki hafta oynanacak olan madrid masters elemelerine katılamamış oldu. sevinsek mi üzülsek mi türünden bir durum işte..

bugün israil'de yarı final günüydü. marsel'in rakibi brezilyalı thiago alves (atp 127 no) 28 yaşında ve geçen yıl 88 no'ya kadar yükselmiş bir oyuncuydu. marsel'le geçen yıl aynı turnuvada ikinci turda karşılaşmışlar ve bu maçı marsel 6-2 6-7 6-3 kazanmıştı. bu umutla çıktığımız yarı final maçından maalesef galibiyetle ayrılamadık. marsel ilk sette 5-3 önce olduğu, set puanlarından faydalanamadığı maçta 7-5 6-4 skorla yenilerek elendi. bu skorla en azından şimdilik wimbledon ana tabloyu garantileyememiş oldu. bundan sonra hedef paris. her ne kadar toprak favori kortu olmasa da paris'te elemelerden çıkıp ilk defa ana tabloda oynamasını ve alacağı puanlarla ilk 100 hedefine bir an önce ulaşmasını diliyorum..