30 Temmuz 2010 Cuma

eksik ve de sönük...

venus'u, sharapova'yı, dementieva'yı canlı canlı izlediğim istanbul cup'ları düşünüyorum da, bu sene birşeyler eksik gibi geliyor. her sporda olduğu gibi teniste de yıldız isimlerin varlığı çok önemli. formda olmasalar da, beklenmedik şekilde elenseler de (2007'de venus ve sharapova'nın rezai'ye elenmesi gibi) fikstürde isimlerinin yer alması önemli.

bu sene ttf, planlarını serena'nın üzerine kurgulamıştı. dünya 1 numarasının gelmesi çok sükseli olacaktı. ama maalesef olmadı, serena bilindik sebepten ötürü gelmekten vazgeçti. bu durumda bir b planı olmayan ve de acil durum senaryosu üretemeyen ttf, kala kala schiavone'ye kaldı. schiavone, gerçek anlamda yıldız oyuncu olmayı hiçbir zaman başaramamış bir tenisçi. bu yıl roland garros'u kazanmış olması da bu gerçeği değiştirmiyor. üstelik dün oynanan maçta, ilk tur maçında çağla'nın elinden kılpayı kurtulmuş olan baltacha'ya 6-4 6-2 yenilerek, daha ikinci turdan turnuvaya veda etmiş oldu. geriye petkovic, cirstea, pavlyuchenkova, dushevina gibi isimler kaldı ama hepsini toplasak bir dementieva, bir sharapova etkisi yapmıyor maalesef. nerde dementieva, sharapova ve venus'un beraber katıldığı istanbul cup, nerde bu yıl ki.. geçen yıl da böyle sönüktü aslında. zvonareva vardı, o da erken elenmişti.. zaten eksik olan ilginin canlandırılabilmesi için önemli isimleri getirmek gerekli. neyse ki 2011'de wta championship istanbul'da ve üç yıllığına istanbul cup'a ara veriliyor. iki yıldır yapılamayanın bir kere daha tekrarlanma ihtimali yok hiç değilse..

şimdi bu sönük tabloda çeyrek finale kimler kaldı bir bakarsak;

elena baltacha / andrea petkovic
jarmila groth / vera dushevina
sorana cirstea / anastasia pavlyuchenkova
elena vesnina / anastasia rodionova

bu isimlere bakınca içimden gelen ses türkiye'de yaşayan ve antrenman yapan jarmila groth şampiyon olsun diyor. o olmazsa da petkovic olsun artık.

2 yorum:

YUNUS DİLBER dedi ki...

Bu turnuvanın geçen yılki ayağını tarif etmek için rezalet kelimesi bile eksik kalır. Getirilen iki yıldız isimden Zvonareva ve Schnyder daha ilk turda turnuvaya havlu atmış ve final maçı da 41 dakika sürmüştü. Açıp rekorlara falan bakmadım ama herhalde tamamlanabilen final maçları içerisindeki en kısa süren maç geçen yılki İstanbul Cup'ın tekler finalidir. Bunların dışında geçen yılki İstanbul Cup'ın organizasyon bozuklarını saymaya kalksak buradan Çin'e yol olur.
Bu yılki turnuva ve organizasyon ise geçen yılkinden çok daha iyi. En azından oyuncu kadrosu geçen yılkiyle kıyaslanmayacak ölçüde iyi. Bununla beraber daha iyi organize oldukları belli oluyor geçen yıla göre. Peki bunlar yeterli mi? Kesinlikle değil.
Tüm bunların dışında acı da bir gerçek var ki; o da ülkemizde tenis kültürünün olmaması. Bunu kortta maç oynandığı sırada içeriye seyirci sokan kapı görevlisinin yüzünden hakemin iki de bir uyarı yapmak zorunda kalmasından da anlamak mümkün. Hadi bunu da geçtim, Elena Baltacha'ya yapılan yuhalamalara ne demeli? Tenishaber'den Okan Abi'nin yazdığına göre bu yuhalamaların sebebi Baltacha'nın aldığı puanlardan sonra 'Come on' diye bağırmasıymış. Böyle saçma bir gerekçe olabilir mi? Dünyanın neresinde var bu?
Kısacası bizim daha yiyeceğimiz çok ekmek var. Türkiye'de tenisin gelişimi maalesef İngiltere'den 8 yiyen milli takımımızın ve buna paralel olarak da ülke futbolunun gelişimine benzeyecek gibi görünüyor. Tabii şu an Türk futbolunun içinde bulunduğu durumu gelişmeyle özetleyecek kadar iyimsersek...
Serena konusuna gelirsek... Ya ben bu federasyonda çalışanların koca yıl boyunca neyle meşgul olduklarını çözemiyorum. Yani biraz takvim bilgisine sahip, profesyonel tenisi takip eden ve işi bilen bir insan yok mu acaba bu TTF'de de Serena'dan medet umuluyor? Parayı basıp yıldız bir tenisçi getirmekten başka bildiği bir şey yok mu bu turnuvayı organize edenlerin? Hadi diyelim getirdiniz Serena'yı. Kaç maç izleyebilecektik acaba biz kendisini? 1 veya bilemedin 2. Yazık değil mi o kadar masrafa?
Serena'nın gelmeyişi, olayın sadece son safhası itibarı ile şanssızlıktır. Ondan evveli ise bu işin başında olup da işi bilmeyen insanların suçudur.
Maalesef Türkiye'de bir hata yapıldıktan sonra o hatanın derinine inilmiyor. Yani o hatanın asıl sebebi hep göz ardı ediliyor çeşitli sebeplerden ötürü. Spordaki başarısızlıkların da temelinde bu yatıyor aslında ve biz ancak bunu çözdüğümüz zaman önemli bir mesafe alabileceğiz. Ancak bu kanıksanmışlık haliyle de bunu nasıl yapabiliriz bilmiyorum. Zira yukarıdaki sebeplerden ötürü koca bir devleti batırmış ve bunlardan bir türlü gereken dersleri çıkaramamış bir neslin evlatlarıyız.

kirpi dedi ki...

@ Yunus Dilber

1988 Roland Garros bayanlar finali 32 dakikada 6-0 6-0 bitmişti, rahat olun o konuda..:)