16 Ağustos 2010 Pazartesi

özet

geçen hafta sonunu tek kelimeyle özetlemek istiyorum: uykusuzluk..

haftanın iki önemli turnuvasında erkekler toronto'da, kadınlar cincinnati'de idi. her iki tarafta da top ten tenisçiler olunca maçları takip etmek şart oldu. ama ne yazık ki her iki turnuva da türkiye saatine göre farklı bir zaman diliminde oynandı. toronto bizden 7 saat, cincinnati 8 saat geride olunca özellikle de akşam seansındaki maçlar bizde sabaha karşı vakitlere denk geldi. bu da yol, su, elektrikten ziyade uykusuzluk olarak geri döndü..

toronto'da cuma gününün en önemli maçı federer/berdych maçıydı kuşkusuz. bu yıl miami ve wimbledon'da federer'i yenmeyi başaran berdych, federer için kabus olmaya aday oyunculardan biri haline gelmişti. bu maçı da alırsa bu ünvanı tescillenecekti. aynı oyuncuya ardarda yenilmekten nefret eden federer, bu motivasyonla çıktı korta. ve ilk sette neye uğradığını anlayamayan berdych'i sildi süpürdü. ardından yaklaşık son bir yıldır görmeye artık çok alıştığımız senaryo oynamaya başladı sahnede. ikinci sette federer'in oyunu düşerken rakibi yükselişe geçti ve kaçınılmaz son: set berdych'e gitti. üçüncü set de federer taraftarları için yaşanan gel-git'lere ve strese sahne oldu. en son tiebreak'le maçı kazandığında sabahın körü olmuştu ve artık o kadar gerilmiştim ki, bir süre federer maçı izlememek için kesin karar vermiştim.

ne kadar kararlıymışım ki(!) cumartesi gecesi (pazar sabaha karşı yani)02:00 gibi ben yine televizyon karşısında ve federer/djokovic maçı izler haldeydim. artık ezbere bildiğimiz gibi ilk set şipşak federer'in oldu. ikinci sette uyanan djokovic üzerine düşen rolü oynayıp seti aldı. rakip djokovic olunca üçüncü setin sonucu daha baştan belliydi ve federer maçı yine sabahın köründe kazanarak finalde murray'nin rakibi oldu.

pazar akşamı final maçı türkiye saatiyle 20:30'da başladı. erken başladığı ve erken biteceği için çok mutluydum ama işler hiç de umduğum gibi olmadı. final maçının hiç akla gelmeyen bir başrol oyuncusu vardı çünkü : yağmur.. yarı finalde nadal'ı hem de iki sette yenen murray, final maçına çok kararlı başladı. federer'den rol çalarak ilk seti mükemmel oynadı ve kazandı. bu hesapta yoktu tabi.. ikinci sette en formda olan oyuncu yağmurdu.. defalarca ara verildi maça yağmur nedeniyle. bütün bunlar canımı sıkmıştı ve bu defa kararlı bir şekilde vazgeçtim maçı izlemekten..

sabah sonuca bakıp da murray'nin iki sette şampiyon olduğunu görmek haftaya kötü bir başlangıç için yeterli olmuştu..

cincinnati de ise çok daha ilginç bir final maçı oynandı. clijsters/sharapova finali başladığında favori olan taraf kim'di bana göre.. ama kendisi korkunç bir servis ve çift hata performansıyla oynayarak ilk seti kaybetti. ikinci sette yağmur sahneye çıktığında sharapova tam 3 kez maç puanı kaçırmış ve 5-3 clijsters servisinde berabere olmuştu. erkekler finalinde olduğu gibi pazartesi sabahı öğrendim maç sonucunu ve hayretler içinde kaldım. clijsters ikinci seti tiebreak'e taşıyıp almış, ardından final setini de 6-2 alıp şampiyon olmuştu.

tüm bunları gecikmeli olarak yazdığımın farkındayım, ama emin olun kabahat bende değil. sabahın köründe biten maçlardan sonra oturup da bişeyler yazmak en azından benim için pek mümkün değil.

bu arada çok kıskandığım birşeyden bahsetmek istiyorum. geçtiğimiz hafta yakından tanıdığım şanslı bir adam iş nedeniyle toronta'daydı. tam da rogers cup'la aynı haftada toronto'da olmak!! bu nasıl bir şanstır ve neden bu şanslar hiç benim karşıma çıkmaz? her neyse.. biraz da benim gazımla cuma günü akşam seansında federer/berdych ve djokovic/chardy çeyrek final maçlarını izledi bu şanslı adam. benimle paylaştığı video ve fotoğraflardan birkaç tanesini paylaşmak istiyorum burada.

ne diyeyim, darısı başıma...


video


teşekkür ederim

son olarak, hediye rogers cup toplarımla veda etmek istiyorum :)

Hiç yorum yok: