30 Ekim 2010 Cumartesi

kim & elena

kadınlar turunda hem hanımefendilikleri hem de oyunları açısından en çok sevdiğim iki oyuncu, kim ve elena.
bir tanesi tenisi bıraktı, anne oldu, geri döndü. şu anda turdaki tartışmasız bir numaralı favorim. diğeri yine sanırım aynı sebeple, anne olmak için, tenisi erken sayılacak bir yaşta bıraktı. tekrar döner mi bilmiyorum.


dün twitter'da kim'in yazdıklarını okudum, elena hakkında..

"I am happy I was a part of Elena her last day on tour! we have spent many years together on the road, already started in juniors. she brought elegance, kindness, discipline and beautiful tennis to the tour. I will miss having her around because there are not many like her. I wish her nothing but the best and can't wait to see her and her boyfriend start a family. Congrats on a great career Elena.."

herşeyi çok güzel özetlemiş kim.. her ikisi hakkında hissettiklerimi ifade etmiş. gerçekten onlardan fazla yok turda.

gözümün önünde günün birinde çekileceğini hayal ettiğim bir fotoğraf var : kucağında jada'nın düz saçlı versiyonuyla kupa kaldıran bir elena...

ELENA

uzun zamandır yazmıyordum. aslında bugün de pek yazacağım yoktu. ama öyle bir şey oldu ki kendimi gözyaşları içinde bu satırları yazarken buluverdim.

elena dementieva bugün tenisi bıraktığını açıkladı. uzun zamandır benim en sevdiğim oyunculardan biriydi. kadınlar tenisinde hem başarılı, hem seviyeli, hem de sevilen bir oyuncu olma özelliklerini birarada taşıyabilen nadir oyunculardandı. o upuzun süren rallilerde gelen her zor topu inanılmaz bir şekilde çevirirken, o narin görüntünün ardındaki büyük atletin bu oyunda rol almasının ne kadar büyük keyif olduğunu düşünürdüm hep. büyük bir tenisçiydi ama daha büyük olabileceği halde olamamasının tek sebebi bir türlü yıdızının barışmadığı servisleriydi. servis atmayı hiç sevemedi sanki, hiç istediği gibi başaramadı bunu. eğer başarabilseydi, bu filmin eksik kalan tek sahnesi de tamamlanırdı mutlaka. grand slamlerde yarı finaller ve finaller oynadı elena, ama bir türlü kazanamadı. sanırım bugünkü beklenmedik emeklilik kararının ardından beni en çok üzen de bu oldu. slam kazanma potansiyeline fazlasıyla sahip olduğu halde bir tane bile kazanamadan bıraktı tenisi .




bu resimleri gördükten sonra bir şey daha içimi acıttı doğrusu. evet hepsi çok başarılı sporcular, meşhurlar, büyük paralar kazanıyorlar, hep gözönündeler.. ama bir gün gelip tenisi bırakmak zorundalar. ve elena'nın vedası için döküldüğü düşünülen bu gözyaşları, bir gün gelip hepsinin yaşayacağı kaçınılmaz son için de dökülüyor aslında. nerdeyse çocukluklarından beri hayatlarının tamamını kaplayan tenis bir gün gelip de artık hayatlarında olmadığında, en azından profesyonel olarak hayatlarında yer almadığında geriye ne kalıyor acaba diye düşünüyorum da.. çok zor olsa gerek ya.. agassi'nin son maçından sonraki o hali geliyor gözümün önüne.. canının ne kadar acıdığı her halinden belli oluyordu. bugün aynı acıyı elena'nın gözlerinde de gördüm. görmemiş olanlar için:

WTA Video Features Features Elena's Announcement

ne yazabilirim ki başka.. çok üzüldüm işte.. hoşçakal güzel gülüşlü, büyük tenisçi, güzel kız.. o tonton yüzlü, sevimli annenle birlikte mutlu bir hayat diliyorum sana. seni gerçekten özleyeceğim.