20 Kasım 2011 Pazar

ATP Sezon Sonu Şampiyonası

Londra'da 20-27 Kasım tarihleri arasında oynanacak olan erkekler sezon sonu finallerinde gruplar şöyle :

A Grubu :
Novak Djokovic
Andy Murray
David Ferrer
Tomas Berdych

B Grubu :
Rafael Nadal
Roger Federer
Jo-Wilfried Tsonga
Mardy Fish

Grup maçları 20 Kasım Pazar günü Türkiye saatiyle 16:00'da Federer/Tsonga maçıyla başlıyor. Ardından saat 22:00'de Nadal/Fish maçı oynanacak. 6 gün boyunca her gün oynanacak iki maçla grup maçları tamamlanacak. 26 Kasım cumartesi yarı finaller ve nihayet 27 Kasım pazar günü de final maçı oynanacak. 

Geçen yıl Londra'da, tüm maçlarını kazanan Federer şampiyon olmuştu. Djokovic'in sakatlanarak Paris'ten çekildiği, Nadal'ın uzun zamandır oynamadığı şu dönemde en büyük şampiyonluk adayı yine Federer gibi görünüyor. Murray'nin de şanslı olduğu söylenebilir ama seyircisi önünde oynamak ona avantajdan çok dezavantaj oluyor genellikle. Benim favorim Federer tabi..

Sağ tarafta bir anket var, siz de favoriniz için oy kullanabilirsiniz.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

federer&delpotro

cincinnati'de kuralar çekildiğinde en sevdiğim erkek tenisçi ile 2. en sevdiğim erkek tenisçinin henüz ikinci turda birbirleriyle oynayacaklarını görmek benim için kötü bir sürpriz oldu. sakatlanıp ara vermeden önce 4 numaraya kadar yükselmiş ve grand slam kazanmış bir tenisçi olan juan martin del potro, şimdinin atp 19 numarası olarak yine 19 numaralı seribaşı olduğu cincinnati'de ilk turda andreas seppi ile oynadıktan sonra ikinci turda federer'in muhtemel rakibi olacaktı. nitekim öyle de oldu. seppi'nin maçın henüz ilk setinde çekilmesiyle ikinci tura çıkan del potro, ilk turu bye geçen federer'in ilk maçtaki rakibi olurken bu maçın her iki oyuncu açısından da zor geçeceği aşikardı.

ikili arasında oynanan sekiz maçın ilk altısını federer alırken, son iki maçı del potro kazanmıştı. üstelik bunlardan ilki, federer'in "kariyerimin en kötü mağlubiyetlerinden biri" dediği bir yenilgiydi. 2009 amerika açık finalinde 5 setlik bir maç sonunda federer'i yenen del potro kariyerinin ilk ve şimdilik tek grand slam zaferini yaşıyordu. del potro'nun ikinci galibiyeti ise yine 2009 yılının sezon sonu şampiyonasında londra'da grup maçlarında aldığı galibiyetti.

ardından 2010 yılı başında sakatlanarak neredeyse yılın tamamını turdan uzak geçiren del potro, sıralamada 480'li numaralara kadar geriledi. 2011 yılı itibariyle tenise geri dönüp topladığı puanlarla 19 numaraya kadar yükseldi. bu yıl estoril ve delray beach'de iki şampiyonluğu var del potro'nun.

federer tarafındaysa son dönemde bir karamsarlık hakim maalesef.. artık 30'lu yaşlara başlayan fedex, ilk turlarda hala kazanıyor ama turlar ilerledikçe ve rakip zorlaştıkça sıkıntılar yaşıyor. bu yıl 40 galibiyetine karşılık 10 mağlubiyeti var. bunlardan üçü ezeli rakibi nadal'a, üçü de yılın inanılmaz ismi djokovic'e karşı. bunlar kabul edilebilir belki ama jurgen melzer ve richard gasquet'e yenilmesi feci. son iki yenilgisi ise kendisi için yeni bir kabus haline gelen jo-wilfried tsonga'ya karşı. bu yıl kazandığı tek turnuva ise henüz yılın ilk günlerindeki atp 250'lik doha. grand slam'lerde bir çeyrek final, bir yarı final, bir de finali var.

işte dün gece cincinnati'de oynanan dokuzuncu randevu öncesinde durum ve ahval böyleydi. ne yalan söyleyeyim, ben de korkuyordum bu maçtan. del potro, geçen yıl burada şampiyon olan ve ünvanını korumak isteyen federer'e kötü bir sürpriz yapabilirdi daha ilk maçtan.

ilk sette kortta çok istekli ve istediği vuruşları yapabilen bir federer vardı. dördüncü oyunda servis kıran federer bu avantajını koruyarak seti 6-3 aldı. ilk sette del potro servis kırma puanı bile yakalayamadı. ikinci sette daha dengeli bir oyun vardı. setin 6. oyununda del potro maçtaki tek servis kırma puanını yakaladı ama federer'in etkili servisinden dolayı değerlendiremedi. federer de yakaladığı servis kırma şanslarından yararlanamayınca skor 5-5'e kadar geldi. bu noktada yakaladığı servis kırma şansını güzel bir winner ile değerlendiren federer, kendi servisini de alarak seti 7-5 tamamladı ve 3.tura yükselen taraf oldu.





maçtan sonra del potro federer'in dünya 1 numarası gibi oynadığını söylemiş. kortta, 2009 roland garros yarı finalinde 5 sette kaybettiği federer'e karşı oynar gibi hissetmiş kendisini. federer ise zor bir maç olmasını beklediğini ama beklediğinden daha kolay geçtiğini söylemiş. üçüncü turda rakibi james blake ki ona karşı da alınacak bir hesabı var fedex'in. 2008 yılında çin'deki olimpiyatların çeyrek finalinde kaybetmişti blake'e ve bu mağlubiyetle çok istediği olimpiyat şampiyonluğu kazanma şansını kaybetmişti. blake maçının del potro maçına göre daha kolay olacağını düşünüyorum ben şahsen!

yazıyı, maç sonunda federer'in nette del potro'ya söyledikleriyle bitirelim:
"It's great to see you back on tour. You were missed."

9 Mayıs 2011 Pazartesi

bu yazıyı hakettin sen..


dört beş senedir tenis dünyasının tepesinde federer-nadal rekabeti yaşanır ve konuşulurken, bu rekabetin hep bir adım gerisinde kalmış figüran rollerinin adamı fakir ama gururlu bir genç vardı: novak djokovic.

ne yalan söyleyeyim, baştan beri pek ısınamadım ben kendisine. abileri başrolü oynarken, rol kapmaya çalışan biri gibi gördüm onu. evet yeteneği vardı ama zirvenin bir adım ötesinde kalacak bir oyuncuydu hep benim için. zirvenin sahipleri belliydi..

2011 yılıyla birlikte ne olduysa birşeyler oldu bu çocuğa, acaip oynamaya başladı. geldiğimiz şu gün itibariyle bu yıl oynadığı 32 maçın hepsini kazanarak müthiş bir istatistiğe imza attı. üstelik bu maçların 6 tanesini (3'ü federer ve 3'ü nadal olmak üzere) hani o hep gölgelerinde kaldığı oyunculara karşı kazandı. 2010 yılında 4 final oynayıp ikisini kazanırken, 2011'in henüz bahar günlerini yaşamaya çalıştığımız şu noktasına kadar 6 final oynayıp hepsini kazanmış durumda. üstelik bunların üçü masters, biri de grand slam..

benim bu çocuğa inançsızlığım bütün bu olağanüstü süreç boyunca da devam etti aslında. ben, çıktığı her maçın sonunda "bak işte gördün mü, buraya kadarmış, şimdi yine normaline döner" diyeceğimi düşünerek bekleşip dururken o kazanmaya devam etti. ben "şimdi yine güneş çarpar, midesi bozulur, başı döner, dizi sakatlanır" derken o aldığı galibiyetleri kafama kafama vurup bana ders vermeye devam etti.

elbette ki bu inanılmaz galibiyet serisi birgün sona erecek. hatta belki hiç olmadık birine yeniliverecek, tıpkı nadal'ın 2009 fransa açıkta soderling'e yenilmesi gibi. ama artık ben biliyorum ki "bak işte yenildi" demeyeceğim o gün. çünkü o beni de yendi.. djokovic artık bir figüran değil, başrolde. evet belki yenilecek ama sonrasında eski günlerine dönmeyecek. o bir "bir numara" namzeti artık. büyük ihtimalle de başaracak bunu. hatta belki çok yakın bir tarihte, önümüzdeki günlerde bir numara olacak. işte o zaman ben ve benim gibi ona inanmayanlara asıl golünü atmış olacak.

kaç senedir "favori tenisçiniz kim" diye sorulduğunda 100 kişiden 80 tanesi federer veya nadal derdi. bu ikilinin dominasyonunda geçen onca yıldan sonra, federer'in kariyerinin sonuna yaklaştığı, nadal'ın da eski gücünde olmadığı şu günlerde tura heyecan getirdi djokovic. iyi de oldu tabi.. ne şimdi ne de bir numara olmayı başardıktan sonra favori tenisçi sorusuna verilecek cevabım hala djokovic olmayacak ama şu da bir gerçek ki artık ona inanıyorum. ve elde ettiği başarıları takdir ediyorum.

aferin sana nole...

bunu eklemesem olmazdı !

nadal'dan müthiş tweener.. üstelik bu da djokovic'e karşı :)

29 Mart 2011 Salı

miami'den...

bu hafta miami masters oynanıyor. uzunca bir aradan sonra dün üç maç izleme şansım oldu. önce emre yazıcıol'un yorumuyla sharapova/stosur ve petkovic/wozniacki maçlarını eurosport'tan, ardından federer/monaco maçını netten izledim.

sharapova / stosur 64 62

ben izlemeyeli sharapova'ya bir haller olmuş :) tamam, hala servis sorunu var ama hırsı, kazanma isteği acaip. stosur bugüne kadar hiç kazanamadığı maria'ya karşı bu defa umutlu çıkmış olsa da korta, sonuç yine değişmedi. maria sürekli çizgilere attığı cesur toplarla çok hırpaladı sam'i. eğer sakatlık falan yaşamazsa bu sene maria iyi işler çıkartır diyenlere ben de katılıyorum..

petkovic / wozniacki 75 36 63

canımsın petkovic, aferin sana. seni zaten severdim ama bu maçta yaptıklarınla daha da çok sever oldum. woz, tamam dünya bir numarasısın, evet, bir yıl boyunca ter döküp kazandığın onca maçtan sonra geldin bu noktaya. ama olmuyor, yapamıyorum, ne yaparsam yapayım oynadığın tenisi sevemiyorum. hatta serena'dan bile medet umuyorum, dönsün de şu bir numara olma/olamama derdinden bizi kurtarsın diye. korkarım ki birkaç sene içinde, serena ve kim'den sonra, kurtaracak kimse de kalmayacak wta'da. böyle işte, sevmiyorum oyununu. bu oyunla başarılı olmanı da istemiyorum, kabullenemiyorum. işte bu yüzdendir yenildiğinde çocuklar gibi şen olmam. ne yalan söyleyeyim, hiç umudum yoktu maçtan önce petko adına. evet, maçın daha başından itibaren farklı şeyler denemeye çalışan bir petkovic vardı kortta ama yapmaya çalıştığı şeyler pek oturmamış gibiydi ve zaman zaman aksıyordu. işte o aksayan noktalarda woz yetişti petko'nun imdadına. yaptığı hiç beklenmedik hatalarla nefes aldırdı petko'ya. bir de güven verdi tabi. ilk seti petko kazandıktan sonra tipik bir ikinci set izledik. wozniacki'nin ilk seti kaybettiği bir yığın maçta olduğu gibi ikinci sette durum değişmeye başladı. servis kırma avantajı yakalayan woz seti aldı. itiraf edeyim ki orda maçtan umudumu kestim. woz napar eder maçı alır şimdi dedim. canım petkovic orda yanılttı beni. üçüncü sette çok sağlam durdu ve kariyerinin belki de en önemli galibiyetini aldı. kısacık da olsa dansını da yaptı tabi:)

federer / monaco 76 64

petkovic'in galibiyetinin ardından keyfimin sürmesi için bu maçı federer'in kazanması yeterliydi. öyle de oldu..zorlu geçen iki set sonunda kazandı federer. bu galibiyetle petko galibiyetinden daha fazla mutlu olmadım, olamadım daha doğrusu. çünkü federer iyi oynamıyor, kazanıyor belki ama beklediğim oyun yok ortada. artık federer bitti, artık asla bir numara olamaz diyenlere katılıyor muyum, hayır!! katılmak istemiyorum.. hala umudumu yitirmiş değilim, olabileceğine inanıyorum ama şu an itibariyle bunun çok zor olduğunu da biliyorum. bunun için hem federer'in vites yükseltmesi (bu lafı kullandığıma inanamıyorum!), hem de rakiplerinin en üst seviyede oynamamaları gerekiyor. sampras'ın bir numarada kalma rekorunu egale etmeye sadece bir hafta kalmışken bunu başaramazsa çok yazık olur. nadal hala varken, djokovic böylesine patlamışken, delpo geri dönmeye çok yakınken, herşeye rağmen murray ortalardayken bunu başarabilecek mi bilmiyorum. sadece diliyorum...

18 Ocak 2011 Salı

şaşkın radwanska :)

radwanska da raket kırmış...
but in a different way :)



16 Ocak 2011 Pazar

Yollar Uzun Dikenli Tasli Olsa da...



yollar buzlu, dikenli, taşlı olsa da

bastığın yer üzüntülerle dolsa da

sel, çığ, ateş önünde her ne olsa da

cimbom gülerek yürür.

haydi haydi haydi cimbom

haydi haydi haydi cimbom

haydi haydi haydi cimbom

cimbom başı dik yürür.